Lütfen bekleyin..

Mehmet Sebih Altun

ÖZGÜRKEN, SANAL HAYATIN ESİRİ OLMAK

09 Mayıs 2018, 11:53 - Okunma: 171

İnsan dünyanın en özgür yaratılmış canlı varlığı olmasına rağmen adeta kendini modern dünyanın esiri yapmak için adeta çırpınıyor. 

Evet özgürüz ama elimizden telefon eksik olmaz. Dış dünya ile bağlantımızı kesiyoruz. Öylesine dalıyoruz ki yanıbaşımızda biri ölse farkında olamayacağız. Başkaları bizimle konuşuyor ama bizler duymuyoruz. Gerçek hayattan çoktan kopmuş sanallaşan duygularımızla sanal bir hayata adım atmışız. 

Evlerde insanlar bir araya gelince sohbet muhabbet şenlik eder. Ama bu dönem de bu düşünce tamamen rafa kalktı. Bir araya gelince herkesin elinde telefon bir şeylere bakıyor.

Bağımlıyız sosyal medyaya. Ruhumuza kadar işlenmiş. Her gördüğümüz paylaşımı tekrar tekrar okuyor, bakıyor, izliyoruz. Farklı bir şey olmayacağını bildiğimiz halde yine açıyoruz. Sanallaşan ruhumuza sanal  hayata yol almış durumdayız. 

Artık kitaplardan araştırmak akla gelmiyor. Bilmediği fikir sahibi olmadığı ve daha önce hiç duymadığı herhangi bir konu hakkında kitap okumaktan çok internetten arama motorları sayesinde ulaştığı iki satır bilgiyi doğru yanlış veya kimin ne niyetle yazdığına bakmadan bilinçaltına yerleştiriyor. Öğrendiği konuyu da kaynak göstermeden doğru diye anlatıyor. Bu durum kitap okumayı unutturuyor. Kitap okuma kültürüne darbe vuruyor. Sonuç dünya da en az kitap okuyan ülke oluyoruz. 

Hayatımızın tümünü teknolojik adımlara göre dizayn etmek akıl kârı değildir. Hayatımızı bir düzene koymak gerek. Teknoloji ise bu düzenin kolaylaştırma aracı olmalı. Ama asla hayatımızı kontrol eden ve kontrolü elinde tutan bir güç olmamalı. Gücü teknolojik cihazların ve sanal sosyal medyanın eline verince karakterimiz de davranışlarımızda o hayatın standartına göre şekilleniyor. Artık biz, biz olmaktan çıkan farklı bir varlığa dönüşüyoruz. 

İnsanları sosyal medya da manipüle etmek çok kolaydır. İstediğiniz kişiyi istediğiniz görüşe veya kişiye karşı nefret uyandirabilirsiniz. İnsanlarin ondan nefret etmesini sağlayabilirsiniz. Aynı şekilde istediğiniz kişiyi kahraman veya çok iyi bir insan olarak lanse edebilirsiniz. İnsanları kolaylıkla kandırabilirsiniz. Aynı konu hakkında olumsuz bir çok paylaşım görünce kişi subliminal mesaj olarak algılar ve bilinçaltında ona karşı tepkisi anlatıldığı gibi ortaya çıkar. Aynı şekilde birini toplumda sevilen bir insan olarak görünmesini sağlamak için de aynı yöntem uygulanabiliyor. 
 
Bu realite ortadayken bu kadar bağımlı olmak hayatin akışını da değiştirebilir.  Başkaların manipülatif hareketlerinden etkilenip sebepsiz olarak birilerinden nefret edilmesini sağlayanlara prim vermiş oluyoruz. Onların istediği bir karaktere sahip oluyoruz. Aynı şekilde toplum yararına hiç bir katkı sunmayanlara karşıda sebepsiz sempati duyulmasını sağlıyorlar. Bu oldukça tehlikeli bir yaklaşımdır. 

Sosyal medya bizi o kadar esir aldı ki inancımızı da etkiliyor. Artık oturup yaradana dua etmek yerine herkesin görebildiği bir platform olan sosyal medya da dua ediyoruz . Dua, dua olmaktan çıkıyor ve gösteriş boyutuna ulaşıyor. Peki sosyal medya da yaptığımız duaların kabul edildiğine inanıyorsak, yaptığımız yanlışların da günah olabileceğine de inanıyor muyuz? Yapılan bir dini paylaşımı beğenince sevap kazandığımıza inanıyor muyuz? Ya da dini olmayan sıradan bir olayı paylaşan bir gönderiyi beğenince ne oluyor?  Kimisi dua ederken veya ibadet ederken çektiği fotoğrafı paylaşınca meleklerin görüp hoşnut olduğunu mu düşünüyorlar?  Allah'ın onları  o fotoğraflara göre mi hesaba çekeceğini düşünüyorlar? Ya da bunların hiç birini düşünmeyip insanlara kendini kanıtlamak için mi yapıyorlar? Bilemiyorum. 

Yediği yemeği paylaşanlar gezdiği yerleri paylaşanlar sadece masum bjr şekilde ne yediğini mi ya da nerde olduğunu mu anlatmaya çalışırlar yoksa birilerine nispet olsun diye mi yapılıyor bilemiyorum. Ama anladığım şey biz bu işi oldukça abartıyoruz. 

Bazen birbirlerine göndermeler yapılıyor. Dost olunuyor. Düşman olunuyor. Yazılar yüzünden birbirlerini kırıp küsenler mi dersin bir yerde buluşup birbirlerini öldüresiye dövenler mi dersin. Tanışıp evlenen mi dersin bir günlük dost hayati mı dersin. Neler oluyor neler.

Biz sosyal medyayı anlamadık sanırım. Ya da yanlış anladık. Bizim toplum olarak bunu doğru kullanmamız için bilgilendirme yapılması gerekir. Yani topluma bir şekilde bir ürün verilecekse nasıl ve ne yönde kullanılması gerektiği anlatılmalı. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
126 gün önce
303 gün önce
834 gün önce
897 gün önce
957 gün önce
981 gün önce
1005 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=