Lütfen bekleyin..

Hasan Şerefoğlu

Kıssadan Hisse bir hikaye

28 Şubat 2019, 15:08 - Okunma: 331

Öz Yurdunda Garipsin Öz Vatanında Parya

Bir varmış bir yokmuş deyimi hikâyelere başlarken söylene bir girizgâh. Bizim hikâyemiz gerçeklerden esinlendiği ve ondan dersler çıkaracağımız için böyle bir girizgâha ihtiyacı yok sanırım.

Yıllar önce mezopotamyada on yaşlarında öksüz bir çocuk ve onun dul babası yaşarmış. Baba, Toprak sahibi, hali vakti yerinde bir adammış. çocuk hem medreseye gidiyor hem de okul okuyor. oldukça zeki çalışkan bir çocuk. Annesi ölmüş, küçük yaşta öksüz kalmıştır. Fakat babası annesinin boşluğunu hiç his ettirmiyor kendisine. Oğlu ile beraber mutlu mesut bir hayat yaşıyorlar. Çocuk gerektiğinde ev işlerinde babasına yardım ediyor. Ancak! Babası, çocuğunu eğitimine önem verdiği için, onun bağ bahçe ve tarlada çalışmasına müsaade etmiyor.
Ger gör ki bu evin bir anneye ihtiyacı var. yalnızlık adamın canına tak ediyor. Çocuğunda şefkat ilgi göreceği bir yuvaya ihtiyacı var. Baba candır ancak hane kadınsız olmaz. Kadın eli değmeli bir eve. Babası konuyu oğluna açar. Oğlum benim bir kadına, seninde bir anneye ihtiyacın var. Evlenmek istiyorum ne diyorsun? Der oğluna. Oğlanın yüzü gülmüştür, olur der babasına. Böylece babasının yükü de hafiler diye düşünür.
Adam sorup soruşturur. Kendisine komşu köyde iki çocuklu göçmen dul bir bayandan söz ederler. Fi zamanda kocasıyla çok uzaklardan gelip halihazırda ikamet ettiği bu köye yerleşmiş, Kocası ölmüş, fakru zaruret içerisinde çocukları ile hayata tutunmaya çalışan bir kadın. 

Adam Köyün çöpçatan kadınını komşu köye gönderir. Kadının ağzı aranır. Kadın bu evliliğe rıza gösterir. Çünkü iki çocuğu ile oldukça perişan bir durumdadır. Onun da sırtını dayayacağı bir adama ve sıcak bir yuvaya ihtiyacı var. Düğün yapılır, kadın 6 ve 8 yaşlarındaki iki çocuğu ile adamın evine yerleşir.

Bizim oğlan bu işe çok sevinir. Hem annesi hem de oyun oynayacağı iki kardeşi olmuştur. İlk birkaç ay gayet halinde memnundur. Lakin bu durum fazla sürmez. Analığının kendisine tutumu değişmiş, sürekli azar işitmeye başlamıştır. Kadın adamı iyice kendisine bağlamış, çocuğuyla ilgilenmez hale getirmiştir. kadın her konuda bizim oğlan ve çocukları arasında ayrımcılık yapmaya başlamış, çocuğu, bağa bahçeye, tarlaya gönderip okuduğu okuldan almıştır. bitkin ve bitap düşen çocuk medreseyi de bırakmak zorunda kalmıştır. Fakat bu çocuğun daha iyi günleridir. Kadın kocasına mütemadiyen oğlunu şikâyet edip, babanın da, çocuğunu sürekli azarlamasını sağlamıştır. Kendisi sabahın köründe akşamın karanlığına kadar tarlada çalışırken, üvey kardeşleri okula gidip gününü gün ediyorlarmış.

Baba iyice yaşlanmış, bizim oğlan da ellili yaşlar gelmiştir, sahip olduğu bağ bahçe arazileri üvey kardeşlerine kaptırmıştır. Kadın bir fendine getirip, babayı kandırmış ve tüm mal varlığını çocuklarının üzerine yapmıştır. Oğlanların biri öğretmen, diğeri mimar olmuştur. Çocuklar, Analığın tesiri ile üvey ağabeylerine sürekli haksızlık edip duruyorlar. Bizim oğlan kendi köyünde maraba durumuna düşmüştür. Hakkını arayacak bilgi birikime sahip olmadığı için durumunu anlatacak güç ve kabiliyetten de yoksundur.
Babası ölmüştür. Artık o köyde yasal olarak talep edebileceği her hangi Bir mal varlığı yoktur. Bu durumu iki kardeşine açar. Lakin ummadığı bir tepki ile karşılaşır. İki kardeş bunu darp ederler. Yetmez mi gibi jandarmaya da şikâyet ederler. Jandarma birkaç gün bunu derdest eder ve birazda hırpalar ve kardeşlerin malına göz diken bir hırsız muamelesi görür. Nezarette diz üstü çöker ya rabbi haklı iken haksız duruma düşürüldüm, hakkımı kimseye bırakma, ah baba ah der.
Bizim oğlan yaşlanmış, çoluk çocuğu büyümüş, kuzenlerinin tarlasında çalışarak, geçimlerini, yarı aç yarı tok sağlamaya çalışırlarmış haliyle bizim oğlanın çocukları bağ bahçe ve tarla işlerinden dolayı okuyamamış cahil kalmışlardır. Amcaları ve kuzenleri ise, okuyup iyi yerler gelmiş şehirde müreffeh bir hayat yaşıyormuş,  Köydeki bu birikimleri ile servetlerine servet katmışlar.

Şimdi bu hikayeden kıssadan hisse ne ders çıkarırız. Dağdan gelip bağdakini kovmak buna denir. Örneğin dünyanı her bir tarafından Filistin’e gelip yerleşen Yahudilerin, Filistinlilere yaptıklarını hep birlikte görüyoruz. Filistin’e olanlar Bu hikayeye benzemiyor mu? Misafir ev sahibi, ev sahip ise maraba olmuştur. Birde üstelik bölücü, terörist damgasını yemiştir. Siz bu örneği çoğaltabilirsiniz. Yeterki etrafınıza bir bakın.
Öz Yurdunda Garipsin Öz Vatanında Parya.
 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
947 gün önce
1158 gün önce
1329 gün önce



>
.
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=