Lütfen bekleyin..

Hasan Şerefoğlu

BİR KARAR VERMEK GEREK,İSRAİL DOST MU? DÜŞMAN MI?

26 Eylül 2019, 10:10 - Okunma: 224

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, İsrail’in sınırlarının neresi olduğunu, yıllara sari meşhur Filistin-İsrail haritası üzerinden yeniden gündeme getirdi. Çok önemli tespitler olduğu halde ve özelikle müesses dünya nizamına itiraz sayılabilecek bu konuşma, ulusal ve uluslararası camiada ve özelikle islam coğrafyasında neden “one minute” kadar bir tesir yaratmadı. Bu konuşmayı ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere veya Almanya hükümet başkanları yapmış olsaydı, uluslararası kamuoyu bu meseleyi daha hararetli tartışacağı şüphe götürmez bir gerçekti. Ancak en azında İslam coğrafyası ve muhafazakar iç kamuoyu bu konuşmaya daha fazla heyecan duyup tepki gösterebilirdi. Peki Neden? İsrail gibi şımarık bir çocuğa bu vecihle yapılmış haklı bir suçlama artık iç kamuoyunu  heyecanlandırmıyor.

Çok değil, yakın bir zamanda mavi Marmara gemisinde vatandaşlarımız İsrail tarafında hunharca katledildi. İsrail ile ilişiklerimizi maslahatgüzarlık seviyesine indirildi. Siyasi ilişkiler alt seviyeye indirilmiş olsa da ticari ilişkiler artarak devam etti. Fakat bu bile İsrail’i ve Batı’yı rahatsız etmişti. Belki Türkiye tarihde ilk kez İsrail ile aramıza mesafe koymuştuk. 
Davosta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perese One Minute ile had bildirilince, tüm dünya şaşkınlık yaşamıştı. İlk kez bir ülke lideri, İsrail’in hoyratça politikalarını alenen eleştirmişti. Bu hadise İsrail ile ilişkilerimizi iyice germiş, Ortadoğu sokağında sesiz bir çığlığa, Erdoğan’a dönük muazzam bir teveccühe dönüşmüştü. Sadece bu ikrar bile Ortadoğu ve Arap aleminde Türkiye’nin olumsuz itibarını tersine döndürmeye yetmişti. Öyle ki müslüman ülkelerde keşke Erdoğan gibi liderlerimiz olsaydı söylemi temenniden öte dillendirilmeye başlanmıştı.

Fakat her ne olduysa kamuoyunun tüm itirazlarına rağmen Mavi Marmara davası geri çekilmiş, İsrail’in işlemiş olduğu cinayet davası düşürülmüştü. Her ne kadar, özür dilendi, mağdurlara 20 milyon dolar verildi densede, Türkiye geçmiş hükümetlerin tabi olduğu Kemalist ilkelere sıkı sıkıya bağlı müesses nizama geri dönmüş, dış politikada millilik üzerinden yeniden kuruluş felsefesine dönmüştü. Daha da ileriye giderek “İsrail dostumuzdur”, “ona ihtiyacımız var” deyip siyasi ve ekonomik ilişkilerimizi en üst seviyede yeniden başlatmıştık. Bu paradigma değişikliğinin Erdoğan’ın devletin tepesine hakim olmasından sonra gerçekleşmesi dikkate şayandır.

Belli ki Türkiye eski korkularına geri döndü ve belli ki Ortadoğu yeniden dizayn edilirken, Suriye’de siyasi milli angajmanlarımız varken İsrail ile düşman değil  dost olmak gerekiyordu. Neticede İsrail’in Batı üzerinde tartışılmaz hegemonyası vardı. İsrail’e karşı durarak Ortadoğunun yeniden dizaynında mahrum kalabilirdik. Özeliklede beka meselesi haline getirdiğimiz Kürdlerin statü kazanmasını bu şekille önüne geçebilirdik. 

Fakat  İsrail’e dönük bu bahar havası çok sürmeden yeniden kışa tebdil oldu. muhtemelen perde ardında İsrail ile çıkar ilişkilerimiz örtüşmeyince yada seçim arafesinde iç siyasete iyi malzeme olduğu için yeniden İsrail’e yüksek perdeden atışıp terörist demeye başladık. İsrail ile karşılıklı bu atışmaların İsrail-Türkiye ilişkilerinde pratikte bir karşılığı var mı bilinmez; lakin one minute ile yaşanan heyecan dalgasının bir benzerinin toplumda olmadığı bir gerçek. Çünkü halk! AKP’nin, İsrail’e dönük bu kafa karıştırıcı gel gitlerini iç ve dış politik manevralar olduğu vehminde.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
1094 gün önce
1305 gün önce
1476 gün önce
booked.net









bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=