Lütfen bekleyin..

Abdullah Basmacı

“Beni” Kör Kuyularda

13 Kasım 2019, 11:46 - Okunma: 676

Okuduklarımı paylaşmakla görevlendirilmiş bir elçi olarak sizlere Hasan Ali Toptaş’ın son kitabı “Beni Kör Kuyularda” dan söz edeceğim.

“Davranışlar, herkesin kendini seyrettiği bir aynadır,” der Geothe. Peki bu söz “beni” kör kuyularda olanlar için de geçerli mi?

Bir “Seyir Felsefesi” olarak “Beni Kör Kuyularda” kitabı, Kant’ın gökyüzünü seyretmesinden, Nietzsche’nin kırbaçlanan atı izlemesinden ve hatta Berkeley’in “Varolmak, algılanmış olmaktır” felsefesinden çok daha farklı bir anlayıştadır. Ne Kant’taki gibi olumlu yönde merakı ne Nietzsche’de olduğu gibi vicdanı ne de Berkeley’de olduğu gibi farkındalığı, olmaklığı yansıtmıyor. 

Beni Kör Kuyularda kitabı, bir olayın veya durumun nasıl seyir objesine dönüştüğünü, seyir eyleminin düşünceye nasıl ket vurduğunu ve bu zincirleme olaylar içinde “benlerin” nasıl kör kuyularda hapis yaşadığından söz etmiş. 

Her şey Güldiyar’in yaşadığı veya seyirci kaldığı bir olayın/durumun yaşanmasıyla başlıyor. Sonrası ise kör kuyulardaki benlerin pislikleri ve o pisliklere ön ayak olan kirlerin çark seslerinden ibaret sayılmasın. Çünkü sayıları az da olsa o çarktan ve kirlerden uzak durmak isteyenler de yok değil. Örneğin Halil, dönen bu kirli çarktan o kadar iğreniyor ki onlar için “onlardan nefret etmeyenin sevgisi de yalandır” diyebiliyor. Onlardan ve yaptıklarından nefret edilince asıl gerçek sevgiye sahip olacağını söylüyor. Bu nasıl bir duyarlılık değil mi? kimin var bir Halil’i?

Size bir tavsiye: Bu kitabı “Beni Kör Kuyularda” okuduğunuzda yamacınıza bir kişiyi oturtun. O kişiye gözlerini kapatmasını söyleyin. O gözlerini kapatınca siz sesli bir şekilde kitabı okuyun. Okuduğunuz yerleri yamacınızdaki kişi hayal etsin… Güldiyar’ı düşünsün, onu izleyenleri, çekirdek satanları, yokuş çıkanları, Nedim’in hareketlerini hayal etsin, gelip payını alıp duruma müdahale etmeyen rüşvetçi polisleri ve o polisleri bir umut sanıp umudu yiten Müzaffer’in tasvir edilmiş tüm mimik ve jestlerini canlandırsın zihninde. Siz okudukça o köyden kente göç etmiş bir ailenin kaybolan çocuğunu ve o çocuğun bir gün geleceği umudunu taşıyan babanın kelimelerle çizilmiş hatta duyguya bürünmüş portesini hayal etsin. Bahriye’nin kızına kondurmak istemediği hatayı, komşusu Emine’ye sırf bu nedenle uydurduklarını canlandırsın hafızasında. Cevher’in sevdiği için üflediği o acıklı klarnetin sesini duysun. Ağlaması için Güldiyar’ın sırtına batırılan bıçağın acısını hissetsin…  Evet bu kitabı okuduğunuzda yanınıza birini oturtup ona sesli okumayı unutmayın.! Çünkü o kişinin hayal etmesi ve canlandırması gereken çok şey var yazmadığım.

Not: Hasan Ali Toptaş’ın Everest yayınlarında yayımlanan tüm kitap kapaklarının analizi ayrı bir yazının konusu olsun. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
merve
239 gün önce
Hasan Ali Toptaş'ın tüm kitaplarını okudum. Bu son kitabını daha alamadım. Yazınızı okurken almak için geç mi kaldım? diye düşündüm. Hemen bugun alıp dediğiniz gibi oda arkadaşımı yamacıma oturtup okuna okuyacağım. Tavsiye için teşekkür ederim. Kapak analizi yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Yazarın Diğer Yazıları
105 gün önce
110 gün önce
355 gün önce
490 gün önce
574 gün önce
581 gün önce
614 gün önce
764 gün önce
788 gün önce
860 gün önce
904 gün önce
914 gün önce
918 gün önce
1012 gün önce
1025 gün önce
1045 gün önce
1096 gün önce
1117 gün önce
1131 gün önce
1143 gün önce
1159 gün önce
1178 gün önce
1192 gün önce
1214 gün önce
1222 gün önce
1241 gün önce
1247 gün önce
1277 gün önce
1312 gün önce
1320 gün önce
1327 gün önce
1332 gün önce
1338 gün önce
1358 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=