Lütfen bekleyin..

Hasan Şerefoğlu

SASON İSYANI-MALAŞEREF AŞİRETİ VE ŞEHİT DEDEMİN AZİZ HATIRASINA...

18 Şubat 2020, 11:30 - Okunma: 550

Muhammed henüz yirmi yaşındaydı. Ankara’nın tehdit algısı içerisinde olan Köyleri yakılmış, yaşadıkları dağlar yasak bölge ilan edilmişti. Bölgeye mütemadiyen seyyar taburlar sevk edilmesi iyiye alamet değildi. General Cemal Madanoğlu bölgeye gelmişti. Katliam ve sürgüne gönüllü değildi Ama mareşal bunu istiyordu. Muhammed eşi olan Seyyide Gülnas ve henüz üç yaşında olan oğlu Ahmed’i (Babamı) sarp dağlardaki mağaralar sakladıktan sonra gerilla gurûbu oluştururlar. Abisi Süleyman, asker bize kurşun sıkmadıkça sizde sıkmayacaksınız. Mecbur kalırsanız onları bize yollayan komutanları vurun diye tembih eder. Zalim olmayacaklar ama zelil olmaya  da rıza göstermeyeceklerdi. Dağlar bombalanmaya asker hücuma başlar. Her taraf kızıl kıyamet. Yerleri tespit edilen kadınlar namusumuz kirletilmesin diye uçurumlardan kendilerini aşağı atar, cesetleri parçalanır, kurda kuşa yem olur. Çocuklar ananız babasız, feryat figan sahipsiz kalır. Günlerce mağaralarda aç ve susuz gizlenerek yaşamaya çalışırlar. Kıyamın üçüncü senesinde çatışmalar tüm şiddetliyle devam eder. Yüzlerce şehit verilir. Abisi Abdülmecit vurulmuş, kendisinden haber alınamıyordu. En büyük Abisi Abdulbaki hain bir komplo sonucu derdest edilmiş, aylarca süren bir esaretten sonra Ege’ye sürgün edilmişti. Sürekli yer değiştirerek iz bırakmamaya çalıştıkları Bir gece intikali esnasında Muhammed’i yılan sokar. Durumu kötüye gider. Bir köye getirilir. Ancak Malaşeref’li (Aliyeunus’lu) barındırmak o köyün yakılıp yıkılmasına sebepti. Köylüler ricada bulunur, Muhammed’i bize bırakın gidin biz onu bağımızda bir yerde saklar, hekim getirir tedavi ederiz derler. Mücahit’lerin Muhammed’i bırakmaları ortalıkta bir hüzün bırakır. Sanki bir daha görüşülemeyecekler hissi uyanır. Abi Süleyman köylülere, kardeşimizi önce Allah’a sonra size emanet ediyorum der ve ayrılıp giderler. Muhammed günlerce süren tedaviden sonra iyileşir. Tüfeğini alıp yola revan olur. Ancak bir terslik vardır. Kendisi ihbar edilip takip edilmektedir. Nihayetinde muhasaraya alındığını fark eder, bir kayanın ardına siper yatar. Bu dağlarda teslim olmak yoktu. Olsa da öldürülecekti. Çocuğunu ve eşini düşününce içini bir hüzün kaplar. Ama kadere inanıyor, beklenen sonun geldiğini biliyordu. Her taraftan metaryalozlarla kendisine ateş ediliyordu. Tek başına ve yapayalnız idi. Uzunca bir süre çarpıştı, artık ne kurşunu nede takati kalmıştı.. o anda bir kurşun gelip göğsünü parçalar. Olduğu yere yığılmış can çekişiyordu. Şahadet parmağı havada kalmıştı. Ah Ahmet’im ah demişimdir bilinmez ancak daha ruhunu teslim etmeden boynunu kesmeye başlamışlardı. Kafası Kozluk karakoluna getirilip bir ağaca dikilmişti. Hepinizin sonu böyle olacak dercesine. Ey Hüseyin Muhammed’de senin akıbetine uğradı. Sen Zeynelabidinine O da Ahmet’ine doyamamıştı.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
1267 gün önce
1478 gün önce
1649 gün önce
booked.net









(function(i,s,o,g,r,a,m){i['GoogleAnalyticsObject']=r;i[r]=i[r]||function(){ (i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o), m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m) })(window,document,'script','//www.google-analytics.com/analytics.js','ga'); ga('create', 'UA-57417494-1', 'auto'); ga('send', 'pageview');
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=