Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

Bir isyanın dibinde yatan sebepler: ABD

08 Haziran 2020, 10:08 - Okunma: 1433

Eskiden dünyanın en uzun ve en sağlıklı insanları ABD'de yaşardı. Oysa bu açıdan bakıldığında ABD, bugün en zengin devletler arasında ilk yirmiye bile girmiyor. Erken gebelik ve bebek ölümlerinde üst sırada. Son elli yılda gelişmiş ülkelerde insan boyu 2,5 santim uzadı:ABD hariç, o yerinde saydı. Ortalama insan ömrü de gelişmiş ülkelere göre daha kısa kaldı(78). Peki dünyanın en zengin ülkesindeki bu çelişkilerin nedeni nedir?

Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmiş olması ve milyonlarca insanın sigortasız kalması mı? İlk akla gelen neden bu olarak görünüyor ancak sebebi bu değil. Özel bile olsa sağlık hizmetleri oldukça gelişmiş teknolojisi ile hâlâ topluma yeterli hizmeti verebiliyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki ABD de en zengin %1'lik kesim en fakir %40'ın servetine sahip. Bu korkunç eşitsizlik müthiş çelişkiler doğuruyor. Hızla zengin olup her biri tarihte ender rastlanan, devletleri aşan, küresel bir güce dönüşen M.Zuckerberg, E.Musk, J.Bezos'un olduğu ülkede Homeles diye tabir edilen bir milyon evsiz insan sokaklarda yaşıyor. Huzursuzluk, geleceğe dair ümitsizlik tipik bir Amerikalı'nın profilini ifade ediyor. Evet sağlık sistemi özel, emeklilik sistemi çok kötü. Durmadan çalışan bir Amerikalı saat ücreti olarak 11 dolar kazanıyor. Tüm haftayı çalışarak geçirse bile aylık kiraların 1000 dolar seviyesinde olduğu kentlerde aylık kazancın yarısı kiraya gidiyor. Ev almak çok çok zor. Cebinizde 700 dolarınız yoksa ambulans çağıramıyorsunuz. Okul, hastane gibi temel hizmetlerin çoğu ücretli. Memur maaşı 3000 dolar civarında, polisler 4000 dolar alıyor, asker 5000 dolar, doktor 5000 dolar... Üstelik her an işsiz kalıp tüm haklarınızı kaybedebilirsiniz. Çadırlarda yaşayan eski askere de rastlanıyor eski polise de. Orda yaşayan sevdiğim bir dostumun ifadesine göre:"Bir hafta çalışmasam eksiye giriyorum." şartlarında yaşam sürdürülüyor. (Bu arada, dostum Amerika'da şoförlük yapıyor.) Çok kültürlülük, ırkçılık ve nefreti körüklüyor. Orda doğup büyümüş, yaptığı tüm alışverişlerde vergi ödeyen göçmenleri bile yurttaş kabul etmiyorlar. Birçok insan onların tabiriyle şunu diyor:"Çalışıp zengini şişmanlatacağıma oturtup çadırda yaşarım." İşte tam da bundan ötürü yani gelir dağılımındaki büyük farklılıktan ötürü sosyal doku aşınıyor. Avrupa ve Japonya ile kıyaslandığında bu durum ABD'de hınç duygusuna ve güven eksikliğine sebep oluyor. Hem zenginde hem de yoksulda gerginlik yaratıyor. Hiç kimse böyle bir sistem içinde kendini rahat hissetmiyor. Bunun sonucunda dünyanın en zengin devleti sağlık açısından kötü bir sicile sahip olmuş hale geliyor. 

Koronovirüs, 07.06.2020 itibariyle  ABD'de 112bini aşkın insanı öldürdü. George Floyd isimli siyahi bir vatandaşı, diziyle boynuna basarak öldüren polis ırkçılık ve nefrete maruz kalma duygusu yaşayan siyahi vatandaşları ayaklandırdı. Minneapolis'de sadece bir yılda polisin öldürdüğü 192.siyahi insan olan George Floyd (Öldürülen hiç beyaz yok.) Gösterilere eşlik eden münferit yağma olaylarını bir kenarda tutarsak, ABD tarihinin görmüş geçirmiş olduğu en kalabalık gösteriler yaşanmasına neden oldu. Polis, asker, itfaiyeci, sanatçı ve hatta birçok iş insanı bu gösterilere destek veriyor. Çünkü herkes yaşadığı sistemden rahatsız. Adil bir paylaşım olmaması sosyal yaşamı tehdit ediyor. Amerikan tarihinde benzerine ender rastlanan kalabalık gösteriler yapılıyor.

11 Eylül 2001'de ikiz Kuleler'e yapılan saldırıların ardından ilk defa Amerikan halkı göçmeni, siyahı ve tüm inançlardan yurttaşı ile bir ulus olduğunu hissetti. Ortak tehdit karşısında kenetlenerek birlik ve beraberlik duygusunu sonuna kadar yaşadı. Ancak saldırganlara karşı biriken öfkeyi bastırmak adına önce Afganistan işgali ile Taliban'a saldırıldı. Ardından esas düşman tanımına uyan ve ABD'ye meydan okuyan Saddam Hüseyin kurban seçildi. Irak işgal edilerek milyonlarca Iraklı katledildi veya katline neden olundu. Öfke geçtikten sonra yapılan anketlerde tüm süreç boyunca işgali destekleyen ve Başkan Bush'un arkasında kenetlenen Amerikan halkının işgali onaylamadığı ortaya çıktı. Kimyasal silah ürettiği yalanı kanıtlayamayan CIA, günah keçisi seçildi, konu kapandı. Amerikan halkı kendi dertleriyle baş başa kaldı. Bugün yaşanan gösteriler için Başkan Trump, ilk günden beri göstericilere çapulcu, dış güçlerin kuklası gibi ifadeler kullandı. Klise önünde elinde İncil ile pozlar verdi. Tipik bir otoriter siyasetçi profili çizdi. Dış güçlerin olaylara müdahale ettiğini ifade etti. Kaynayan iç tepkiyi tersine çevirmenin en iyi yolu daima dış tehditle terbiye etmektir. Düşman arandı. Savaşacak dişli adayı rakipleri olan Çin, Rusya ve İran olabilirdi ancak hiç biri savaşmaya istekli gözükmüyor. Ayrıca salgın nedeniyle şartlar savaşı da olasılık dışına itiyor. Yani Başkan Trump, kaybettiği desteği tekrar geri almak adına halkını dış tehditler olduğu iddiasıyla arkasında kenetleyemeyecek gibi görünüyor. 

O zaman ne olacak? Bu defa Altın Buzağı Heykeli ile simgelenen ABD zenginleri, taviz vermek zorunda. Kasım ayında seçim var. Trump kesinlikle kaybedecek gibi görünüyor. Yakın zamanda ABD'de bir devrim bekleyecek kadar geniş bir hayal gücüm yok ama mutlaka yoksullar lehine iyileştirici reformlar yapılacaktır. Elbette mesele sadece bir siyahi insanın öldürülmesi meselesi değildir. Irkçılık ve ırkçı saldırılar ABD'de daima varolageldi. Daha eşit bir ABD ulusu neden olmasın? ABD halkı da hakkaniyet istiyor, daha adil bir paylaşım istiyor. Geleceklerini güvence altında görmek istiyorlar. İşsizlik, emeklilik ve sigortalı sağlık sistemi hakkında talepleri var. Umarım, yaşananlarla birlikte dünyada hayatlarını mahfettikleri başka ülke insanlarının yaşadıklarını anlayabilecek bir olgunluğa erişmiş olurlar. Ve umarım sahip oldukları ifade ve gösteri özgürlüğüne rağmen yaşadıkları eşitsizlik dolu sistemi revize ederek taşıdıkları hınç duygusunu kaybederler. Dünyanın birçok ülkesinde kendilerine destek veren diğer halkları düşünerek az da olsa dünyanın geri kalanıyla empati kurabilmeleri mümkün olur mu bilmem. Belki bu sayede saldırgan, işgalci ve tahakkümcü politikalar üreten liderleri desteklemekten vazgeçtikleri bir dünyaya kavuşacağız.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
36 gün önce
51 gün önce
86 gün önce
110 gün önce
161 gün önce
162 gün önce
163 gün önce
188 gün önce
191 gün önce
198 gün önce
205 gün önce
208 gün önce
233 gün önce
324 gün önce
332 gün önce
358 gün önce
359 gün önce
360 gün önce
373 gün önce
381 gün önce
465 gün önce
492 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=