Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

SEYRÜSEFER

22 Haziran 2020, 11:08 - Okunma: 619

     Yanık plastik kokusuna eşlik eden,  kora dönmüş kesif et kokusu, otoyolun üzerini şemsiye gibi kaplamıştı. Söndürülmüş otomobilden geriye plastiğe bulanmış metal şase, bir köşesi yanmaktan kurtulmuş valizler, etrafa saçılmış ayakkabılar, sağken üzerine oturduğu koltuğun tutuşturduğu,  yanık sünger eriğiyle kaplanmış sürücünün kapkara iskeleti, bir bebenin yanmaktan kurtulmuş dirseğinden itibaren minicik eli...  Hiç bir şeye benzemez otomobilde yanarak can vermiş bir ailenin geride bıraktığı manzara. Ağır, jilet gibi keskin bir acı görenlerin kalbini senelerce kanatır durur. Biriken meraklı kalabalıktan  yükselen çığlıklar kopan fırtınada gürleyen göğün yakarışlarını anımsatır.

      Bir an için görmenizi istediğim bu sahnenin benzerleri ülkemizde her sene binlerce kez tekrarlanıyor. Sadece 2019'da 174.896 adet can hasarlı kaza oldu. 5.473 insanımız öldü ve 283 bin 234 kişi yaralandı: beş bin dört yüz yetmiş üç insan... Kanıksadığımız, görmezden geldiğimiz, kanımca en önemli dertlerimizden biri olan seyrüsefer yani trafik meselesini sizce yeterince konuşuyor muyuz? Açın bakalım internetinizi de araştırın. Ölüm haberleri ile bazı raporlardan gayrı ne kadar da az bilgi var hayret doğrusu! Konuşalım öyleyse...

     Ben seyrüsefer konusunu dört kısımda ele alıyorum: önem sırasına göre sürücü, araç, çevre ve denetleyiciler.

     Sürücü; aracı sevk ve idare eden kişidir. TÜİK verilerine göre kazaların yüzde 88'i sürücü kaynaklıdır. Ölenlerin yüzde 42,7'si sürücülerdir. Alkollü araç kullanan, cep telefonu ile konuşan-uğraşan, aşırı hız yapan, kuralları çiğneyen, uykusuz araç kullanan, hatalı sollama yapan ve keyfi şerit değiştiren sürücüler ölümlü kazaların baş aktörleridir. Bu rakamların bize anlattığı gerçek şudur ki iyi eğitilmemiş, kuralları uygulamayan, kifayetsiz sürücüler trafiği felç etmektedir. ABD ve Avrupada sürücü adayları zorlu bir eğitimden geçirilir. Mesela Finlandiya'da ehliyet alabilme evresi en az iki yıl sürüyor. Gece ve gündüz sürüşleri, zorlu parkurlarda deneysel uygulamalar, yokuş yukarı araç park etmek gibi testler yapılır. Fransa'da en az 3000 km seyahat ve iki yıl yedek sürücüyle araç kullanabilen adaylar ehliyet alabilmektedir. ABD'de çoğu eyalette ehliyet alabilmek için 21 yaş sınırı vardır. Rusya'da uyuşturucu kullanmaktan sabıkalılar ehliyet alamaz. İsveç'te buzlu ve kaygan zeminde araç kullandırılır. Brezilya'da oto hırsızlığına karşı sürüş için temel eğitime savunma ve dövüş eğitimi dahildir. Sürücünün yeterliliği için bizim de uyguladığımız stajyer uygulamasına göre sürücü , iki yıl içinde 75 ve üzeri ceza puanı almamalıdır; aksi halde ehliyet alamaz. Bütün bunların tek amacı kalifiye sürücüler yetiştirmektir.

     Araç; otomobil, motosiklet, kamyon, otobüs vs aklınıza gelen ulaşım sağlayıcılardır. Trafiğe çıkan araçların elverişli olup olmadığı muayene istasyonlarınca kontrol edilir. Belli standartlara uymayan araçlar trafikten men edilir. Uluslararası düzeyde çalışan bağımsız Euro NCAP, Global NCAP, KNCAP, IIHS Test gibi sivil toplum kuruluşları araçları sürekli test ederek sürücü, yaya ve yolcu güvenliği gibi alanlarda puanlandırma yaparlar. İçine her tarafı sensörler ile donatılmış maketler konulmuş araçlar çeşitli açılardan saatte 60 km hızla çarptırılır. Ortaya çıkan sonuçlar üzerinden araçlara notlar verirler. Hükümetler de bakanlıklara bağlı kuruluşlar ve üniversiteler aracılığıyla araçlara güvenlik, konfor, çevre kirliliği gibi konularda şartlar getirirler. Ayrıca araçlar için kullanım ömrü biçerler: Bazı ülkelerde sınır yokken Avrupa'da 10 yaş üzeri araç hurda sayılır, ülkemizde ise 16 yaş üzeri araç hurda kabul edilir. Bu sayede araçlarda çıta sürekli yükselmektedir. Mesela 1960'larda tek bir dikiz aynası ile trafiğe çıkan otomobillerde emniyet kemeri yoktu. Klima yoktu. Yağmur sileceği kimi araçlarda bulunmuyordu. Ön ve arka tamponlar yayalar için ölümcül derecede sağlam çelikten yapılırdı. Hava yastığı yoktu.

      Çevre; aracın üzerinde yol aldığı her türlü ortamdır: Kara, hava ve deniz. Karayolu özelinde devamla yolun konforlu, güvenli ve ihtiyaçlara uygun olması sağlanır. Mühendislik harikası köprüler, kavşaklar, tüneller; işaret levha ve ışıkları trafik akışını sağlamaya çalışır. Açısı bozuk virajda, iyi aydınlatma ve işaretleme yapılmamış kavşakta, drenajı bozuk asfaltta, çukurlarla dolu yolda ölümcül kazalar eksik olmaz. Trafik çevre ve altyapı düzenlemeleri ülkelerin gelişmişlik seviyesine, ekonomik durumuna paralel olarak farklılık gösterir.

     Denetleyiciler; şimdiye dek anlatılan   bölümlerin kontrolünü sağlar: trafik polisinden radara, kameralardan gönüllü müfettişlere kadar,  bağımsız denetçilerden yasalara kadar olan her türlü mekanizma dahildir. Sürücülerin hata ve suçları düzenli ve kararlı halde denetlenir. Çeşitli cezalar yoluyla aykırı sürücüler ayıklanarak trafiğin nizamı korunmaya çalışılır.

     Çeşitli yasa ve uygulamalar boldur. Mesela S.Arabistan'da kırmızı ışıkta geçmenin cezası bir hafta hapistir. Katar'da ise 6000 riyaldir( 11.280 TL). S.Arabistan'da araçlar kırmızı ışıktan vızır vızır geçerken Katar'da ise buna kimse cesaret edemez. Çünkü Katar'da ceza kısa sürede maaşlara konan icra yolu ile tahsil edilirken S.Arabistan'da ise ceza kağıt üzerine terk edilmiştir. ABD'de ince detaylar belirlenmiştir; araçlar park edilirken kaldırımın en fazla 30 cm uzağında olmalıdır. Yollarda yer alan şeritleri takip ederek seyahat etmek zorunludur. Asla keyfi şerit değiştirilmez. ABD'de en düşük trafik cezası 100 dolar olsa da bununla bitmez. Trafik sigortası beş kat artabilmekte, ehliyete el konulabilmekte ve sürücü hapse atılabilmektedir. Avrupa ve ABD'de filmlerin aksine özellikle şehir içinde çok ağır seyreden bir trafik vardır. Selektör yapılmaz. Korna çalmak bazı ülkelerde ağır suçtur. Almanya'da otobanda lastik değişimi veya patlaması halinde sürücü ceza yer; Alman yasalarına göre sürücü yola çıkarken lastiklerin sağlamlığından sorumludur.

     Bir yerde okumuştum: "İyi bir fizik mükemmel bir sihirdir." Trafik bir otomasyon ağıdır. Bu ağın geleceği için yapılan nice araştırmalar gösteriyor ki trafik meselelerinin çözümü nesnelerin internet teknolojisi, IOT'ye bağlıdır. Akıllı araçlar, akıllı ışıklandırma, akıllı altyapılar; yol, kavşak, tünel, köprü.. Seyahat halindeyken tüm bu nesneler internet yoluyla iletişime geçebilecekler. Devasa bir bilgi depolama merkezinin de yardımıyla kaza yapmadan,  uygun hız ve mesafede hareket etmeleri sağlanacaktır. Sürücü keyifle bilgisayarında oyun oynarken araç yapay zeka yazılımı ile en güvenli şekilde ulaşımı sağlayacaktır. Daha şimdiden birkaç araç markası kendi başına yüzde 99,9 güvenli seyahat sağlayan araçlar üretti. Ülkemizde üretilen SİHA ve İHA gibi araçları, yine başka ülkelerce  askeri amaçlı üretilmiş sürücüsüz  tank, feribot ve uçakları örnek gösterebilirim. Birkaç yıldan beri test halinde olan bu tip araçların sürücüsüz olarak seyahat edebilmeleri için ülkelerin sadece yasa çıkarması bekleniyor. Sürücüsüz olmasa da son model araçların çoğunda akıllı park sistemi, ön ve arka araçla mesafe koruma sensörleri, kör noktada cisim algılama, akıllı yaya fren sistemi gibi uyumlu özellikler sunuldu bile. Akıllı nesnelerin günümüzde 5 milyar adet olduğu, IOT'nin 2025 yılında 50 milyar nesne arasında kullanılacağı tahmin ediliyor. Seyrüsefer için çözüm hızla gelişiyor. İnanılmaz bir hız, inanılmaz bir rakam!      

      Peki, trafik problemi için madem böyle bir çözüm yolu var da hâlâ neden dünyada 1,25 milyon insan kazalarda ölüyor? Çünkü her ülkede koşullar farklı. Ve genel olarak ölümlü kazalar dünyada azalış eğiliminde. Mesela Türkiye 1990'lı yıllarda en kötü trafiğe sahip ilk on ülke arasındayken bugün artık ilk elli ülkenin dışında kalıyor. Yine de Avrupa'da en az ölümlü kaza yaşanan ülkeler sıralamasında 17. sıradayız. İngiltere bu konuda İsveç'i bile sollayarak liderliğe oturdu. Çünkü müthiş bir çaba sarf ediliyor. Tek bir insan ölmesin diye Ar-Ge harcamalarına milyonlarca sterlin aktarıyorlar. Trafik kural ihlali ve suçlarda sıfır hoşgörü gösteriliyor. Sürücü kursları sıfır tavizle öğrenci eğitiyor. Trafiğin sağdan aktığı ülkede herkes trafik konusunda sağduyulu.       

     Yakın zamanda trafik yasası değiştirildi. Cezalar ve denetim arttırıldı. Trafik çevre ve alt yapısı iyileştirildi. Hurda araçlar çekilmeye çalışıldı. Akıllı kavşak ve lambalar kondu. ETS, ATS gibi uygulamalar hayata geçirildi. On binlerce kamera kuruldu. Drone ve helikopter ile denetim yapılıyor ama üzülerek ifade etmeliyim ki sürücülerin kurallara karşı yaygın direnci sürüyor. Çünkü en önemli bölüm olan sürücüleri eğitemedik. Ölümlü kazaların yüzde 75'i şehir merkezinde ve 60 km süratin altında gerçekleşmesine rağmen yeterince emniyet kemeri takılmıyor. "Airbag varken niye takayım, bu hızda bana birşey olmaz." diye düşünenler yanılıyor. 60 km hızda çarpışan iki araçta sürücü üzerine 4 ton yük biner. Emniyet kemeri olmadan tek başına airbag yetmez, ki bazı durumlarda airbag hiç açılmaz. Çoğu durumda arka koltukta oturan yolcular hayatlarını kaybeder. "Cezalar çok fazla, her yerde radar var!" diye yakınan sevgili sürücü sizin hayatınız kurtulsun diye sinyal kolu var. Siz ölmeyesiniz diye şeritler çizilmiş. Siz bir ömür yaşayasınız diye ışıklarda bir saniye fazladır beklemeniz. Şimdi ilk paragrafı bir kez daha okuyup düşünmenizi isterim. Varsayalım ki bu yazıyı okuduktan sonra kurallara harfiyen uyarak araç kullanacaksan ve böylece bir insanın dahi hayatı kurtulacaksa değmez mi buna? Değmez mi?

Seyfi Elçiboğa
seyfelseyf@gmail.com

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2 saat önce
15 gün önce
50 gün önce
74 gün önce
125 gün önce
126 gün önce
127 gün önce
152 gün önce
155 gün önce
162 gün önce
169 gün önce
172 gün önce
197 gün önce
288 gün önce
296 gün önce
322 gün önce
323 gün önce
324 gün önce
337 gün önce
345 gün önce
429 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=