Lütfen bekleyin..

Abdullah Basmacı

Saros’u Unutmak: Hikmet Annenin Hafızası

19 Temmuz 2020, 09:28 - Okunma: 807

Gittiği tatil beldesinin özlemini çekenler ve oradaki hatıralarını yad etmek isteyenler için bir kitaptan söz edeceğim bugün. Bu kitaba adını veren bölge, tatil yapma imkanına sahip çoğu kişiye tanıdık gelecektir. Saros…

Ege Denizi'nin kuzey kesiminde yer alan Saros, Antik çağdaki adıyla Melas Kolpos; güneyde Gelibolu Yarımadası, kuzeyde Trakya kıyıları arasına sokulan üçgen biçimli bir girintidir. Günümüzde tam bir tatil cenneti olan bu kıyı uzunca ve genişçe bir sahile sahiptir.

Özge Nur Botan’ın Ocak 2020 de Gece Kitaplığından çıkan birinci kitabı “Saros’u Unutmak” şu cümleyle başlar: “Ailenin yadigârı sayılan bu kerpiç evde gençliğinden bugüne bütün anıları saklıydı, anılarının yanında da kendine ait tüm varlığı(s.7).” Yazar bu satırlarla Hikmet annenin hayatına John Locke'ça yaklaşır. Locke, insan zihni doğuştan boş bir levhadır (tabula rasa) der. Bu da şu anlama gelir: İnsanın yaşadığı çevre zihin haritasını oluşturur. Bu haritayla insan yolunu bulur. Çevresiyle geçinmeyi öğrenir. Sergileyeceği davranışları belirler. 

Saros’un eski günlerini ise yazar Özge Nur Botan, Hikmet annenin hafızasından bize şöyle aktarır: “Yıl ve dönem eski olmasa bile bu köyde o zamanlar teknolojiden bahsedebileceğimiz bir radyo var, bir tüplü televizyon, bir merdaneli çamaşır makinesi ve bir de metal tabaklı eski bir ütü. Fişini takıp da teknolojisine aldanacağımız pek bir şey yok… hayatı kolaylaştıracak pek bir şey yok insan elinden başka(s.8)” yazarın “yıl ve dönem eski olmasa bile” ifadesi dünyanın nasıl bir hızla değiştiğinin kanıtı gibidir. Soğuk ve ürkütücü bir kanıt. 

Sizce Hikmet’in çocuklarının bu değişimle imtihanı nasıl sonuçlanmıştır? Bu baş döndürücü hız insan hafızasına neler yapmış olabilir?

“Anılarına sahip çıkmayan hayatlar, öyle az anı bırakır ki arkalarında, kimse onları tam da bu yüzden hatırlayamaz(s.159).” Özge Nur Botan’ın dilinden Hikmet annenin gerçek yaşam öyküsüne, Saros’un sıcak yaz günlerine, balık kokusuna, aile sıcaklığına ve aile içi yaşanmışlıklara, Trakya’dan İstanbul’a-İstanbul’dan Trakya’ya örülmüş bir geçmişe biz de dahil olmak istiyoruz diyorsanız kitabı okumanızı tavsiye ederim. Hazır mevsim yaz, deniz havası tadında bu kitabı okumadan yazı bitirmeyin derim.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
131 gün önce
135 gün önce
380 gün önce
515 gün önce
599 gün önce
606 gün önce
639 gün önce
789 gün önce
814 gün önce
886 gün önce
929 gün önce
940 gün önce
944 gün önce
1038 gün önce
1051 gün önce
1071 gün önce
1122 gün önce
1143 gün önce
1157 gün önce
1169 gün önce
1185 gün önce
1204 gün önce
1218 gün önce
1240 gün önce
1248 gün önce
1267 gün önce
1273 gün önce
1303 gün önce
1338 gün önce
1346 gün önce
1353 gün önce
1358 gün önce
1364 gün önce
1384 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=