Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

UZAKTAN EĞİTİMİN BEYNİ

02 Eylül 2020, 11:42 - Okunma: 398

"Bütün toplum öğretmenlere saygı duyar."

(Çin Eğitim Yasası, Madde-3)

Klasik eğitim, Sümer rahip devletinde inşa edilen ve adına ziggurat denen tapınaklarda doğmuştu. Rahip-öğretmen merkezli, hiyerarşik bir eğitim veriliyordu. Bu ekol beş bin yıl kadar sürdürüldükten sonra 20. yy'da dört ana modele dayanarak yürütüldü: davranışçı, bilişsel, duyuşsal ve nörofizyolojik. İki binli yılların başından itibaren klasik eğitimin en faydalı yönleri belirlendi, uzaktan eğitim ile karıştırılıp uygulandı. Sonuçları inanılmaz başarılı oldu. Öğrenci merkezli harmanlanmış eğitim modeli böylece ortaya çıkmıştı.

Animasyon, belgesel, film, oyun esaslı içerikler odaklanmayı ve öğrenmeyi artırırken; öğretmen, veli ve öğrenci üçlüsünü buluşturan akıllı programlar sayesinde veri tabanlı ölçme ve değerlendirme yapılabiliyordu. Harmanlanmış eğitim modelinde klasik öğretmen kimliği terk ediliyor; öğretmen, alanında uzmanlaşmış, kendini yenileyebilen, yol gösterici bir kimliğe bürünüyordu. Bu modelde öğretmene gereksinim azalmak yerine artıyordu.

Günü geldiğinde insan beynine takılacak bir çip yardımıyla insan ve akıllı nesneler arasında iletişim kurulabilirdi. Neurolink şirketi, bu amaçla geliştirdiği ve iki domuz üzerinde denemiş olduğu yeni tasarım çipi tanıtmıştı. İddia büyüktü. İnsan beynine uzaktan müdahale ile alzheimer, felç gibi sinir hastalıkları tedavi edilebilecekti. Bu sayede insanlar, ileride daha iyi işiten kulaklara, daha iyi gören gözlere, daha iyi çalışan beyne sahip olacaktı. 

Bir tür yarı insan yarı makine fantezisi artık gerçekleşmek üzereydi. Öğrenciler internet ağıyla tüm derslere ait verileri beyinlerine yükleyebilecekti. Okullar, uygulama ve rehabilitasyon merkezlerine dönüşecek; öğretmenler ise operatörlük ve mentörlük yapacaktı.

Pandemi sebebiyle, 13 Mart 2020'de UNESCO ve DSÖ'nün çabası ve hükümetlerin duyurusuyla, eş zamanlı olarak 49 ülkede örgün eğitim sonlandırılmıştı. Öğrencilerin beynine çip takmak henüz mümkün olmadığından internet ve TV üzerinden uzaktan eğitim başlatılmıştı.

En ileri 42 ülkenin olduğu bir sınıftaydık. Bu sınıfın en başarılı ilk on sırasında iki grup öne çıkıyordu. 

İlki Çin, Singapur, G.Kore ve Japonya'dan oluşan uzakdoğu grubuydu. Bu ülkelerde esnek, disipliner, çok çalışmaya dayalı, rekabetçi bir sistem uygulanıyordu. Okul dışında alınan kurs ve özel derslerle beraber öğrenciler haftada 60 saate kadar ders görebiliyor, lise ve üniversiteye geçişte oldukça zor olan sınavlara giriyordu. Üzerlerindeki ağır baskı nedeniyle çocuklar mutsuzdu; öyle ki bu ülkelerdeki çocuk ölümlerinin çoğu intihar kaynaklıydı. 

İkinci grup Finlandiya, Norveç, İsveç ve Danimarka'dan oluşan İskandinav grubuydu. Bu ülkelerdeyse haftalık ders süreleri 30 saati geçmiyordu. Başarıyı okul dışında aramayan öğrenciler daha az ders çalışıyor, daha az sınava giriyor, çok az ödev yapıyordu. Özel okul ve kurslar ya çok azdı ya da Finlandiya'da olduğu gibi hiç özel okul yoktu. Öğrenciler son derece mutluydu.

Her iki gruptaki ülkelerin ortak özellikleri öğretmenlerin çok başarılı olmalarıydı. Öğretmenler en başarılı mezunlar arasından seçilir, mülakat dahil çeşitli testlerden geçerdi. Kazançları iyiydi. Kariyer yolları vardı. Mesela Çin'de 3.,2.,1. düzey öğretmenler ile usta öğretmenler vardı. 

Ülkemiz maalesef bu sınıfın en başarısız ülkelerinden biriydi. Kız çocukları ortaokuldan sonra okumuyordu. Ülkemiz okula geç kalma, okulu terk etme(%38), bazı derslerden kaçma konusunda OECD gerisindeydi. Meslek liselerinde 20 günden fazla devamsızlık oranı yüzde 40'tı. Açık öğretim lise öğrenci oranı yüzde 25'ti. Öğretmenler için motive edici kariyer yolu ve maaş artış seçeneği yoktu. Okul özerkliğinde sondan ikinciydi.

Finlandiya'nın 33 yaşındaki bakanı Li Sigrid Andersson siyasi kariyere sahip genç bir kadındı. Çinli bakan Chen Baosheng kurt bir politikacıydı. Ziya Selçuk ise eğitim bilimleri üzerine bilimsel makaleler yayınlamış, 9 kitabı ve özel okulları olan bir eğitimciydi.

Andersson, ilk üç sınıf ile özel eğitime muhtaç öğrenciler için örgün eğitimi sürdürürken: "Fin eğitim sisteminin merkezinde öğretmenlerimizin eğitimi yatar. Ebeveynlerin, herhangi bir okulun dünyanın en iyilerinden biri olduğuna, bir merkez ile diğeri arasında hiçbir fark olmadığına güvenebilecekleri bir organizasyon sağlamayı başardık." demişti.

Chen Baosheng, 250 milyon öğrenciye sahip dünyanın en kalabalık ülkesinde örgün eğitimi başlatmıştı. 7.000 sunucu, 90T bant genişliği ile platform, aynı anda çevrimiçi öğrenen 50 milyon öğrenciyi barındırabilir bir sistem kurmakla meşguldü.

Ziya Selçuk ise "Eğitimde asıl yük öğretmenin maaşıyla ilgilidir." diyerek öğretmenlerin kalbini kırıyordu. Oysa satın alma paritesine göre öğretmen maaşlarında ülkemiz OECD ülkeleri içinde sondan üçüncüydü. "Çin'den sonra uzaktan eğitimi uygulayan ikinci ülkeyiz." diyerek bir başarıya vurgu yapmıştı. Hakikatte ise örgün eğitim durmuş, 1,5 milyon öğrenci uzaktan eğitim evresinden hiç faydalanamamıştı. UNESCO'nun uzaktan eğitim ile ilgili 10 maddelik tavsiyesi dikkate alınmamıştı. 2020 yılı ikinci eğitim döneminde çevrimiçi sınavlar bile yapılamamış, öğrencilerin seviyesi ölçülememiş, her öğrenci sınıf geçmiş sayılmıştı.

Pandemi günlerinde ülkemizde uygulanan uzaktan eğitimi daha iyi anlamak için yıllardır yürütülen açık öğretime bakılabilirdi. Açık lise mezunlarının üniversiteye yerleşme oranları son derece düşüktü. Buna rağmen açık öğretim mantığıyla uzaktan eğitim yapıldı. Yüz yüze eğitim yapıldığı sırada bile geride olan öğrencilerimiz kolaycı-geçiştirici hazırlanmış uzaktan eğitim dersleriyle ileriye taşınamazdı. Sınıf ortamında, tahta karşısına geçmiş öğretmenin ders anlattığı videolar istenilen ilgiyi göremedi. Sıkıcı, zayıf ve geride kalmış yöntemlerin uygulanmasına eğitimci bir bakan nasıl müsaade etmişti? Uygulanan uzaktan eğitimin kalitesi son derece düşüktü. Böylece eğitimde bir dönem kaybedilmişti. Başarıdan söz edilemezdi.

TRT altyapısıyla binlerce ders içeriği video hazırlanabilirdi. Dünyaya belgesel, dizi, animasyon filmi yapıp satan ülkemiz, çocuklarımızı bu imkanlardan mahrum bırakmamalıydı. Çağımızın en önemli ölçeği yorum ve puanlardı. Mesela +10 mn indirilmiş EBA'nın play store gibi mağazalarda 2,5 puan alması bir başarısızlık değil miydi? 10. Sınıfa kadar velilerin giriş yapamadığı; çocuklarının durumunu gözlemleyemediği, sürekli hata veren, güncellemeleri zayıf bir uygulama ile hangi tür kaliteden söz edilebilirdi? 

Ülkemizin ilk sanal sınıf yazılımı Perculus için de memnuniyetsizlik aynıydı: +100bn indirme ve 1,7 puan. Bu sırada Khan Academy +10mn indirme ve 4,4 puan, edX +5mn indirme ve 4,6 puan, Byju's +500bn indirme ve 4,3 puan alıyordu. 

Kuşkusuz birikmiş sorunları bir anda çözüme kavuşturmak mümkün değildi. Bazı ülkelerde oyun platformları üzerinden sanal sınıf simülasyonlarının uygulandığı bir dönemde kısırlık, kolaycılık ve kalitesizliğin bahanesi olmamalıydı. Harmanlanmış eğitim en ideal modeldi. Tek başına uzaktan eğitim yetersiz kaldığı gibi sadece yüz yüze eğitim ile de sonuç alınamazdı. 10 yaşına kadar çocuklardaysa uzaktan eğitimin çok az faydası vardı. Ayrıca bir ülkede eğitimli insan oranı arttıkça trafik kazalarının, suç işleyenlerin, sağlık harcamalarının sayıca azaldığı; insan ömrünün, zenginliğin, refahın arttığı kanıtlanmıştı. 2018 kalkınma raporunda "Kalkınmanın yolu eğitimden geçer." yazıyordu. 

Sayın Bakanımız bunları bilmiyor olamazdı. "Eğitim alanında örnek gösterilebilecek bir uzaktan eğitim yapısını hayata geçirmek hepimizin ana hedefi. Bütün kaynaklarımızı bu doğrultuda harekete geçirmek istiyoruz." demişti. Gereği yapılmalıydı. Okullar açılsaydı günlük 52 milyon adet maske dağıtılabilir miydi? Okullarda hijyenik ortam sağlanabilir miydi? Haftada 2 milyon kişiye test yapılabilir miydi? Veriye dayalı bir çağda yaşıyorduk ya, sözün hükmü sayısal verilere bağlıydı. Ortada zayıf işleyen ve şeffaf olmayan bir organizasyon vardı ve bu nedenle milyonlarca öğrenci, öğretmen ve veli kaygılıydı. Yitireceğimiz bir senelik eğitim devresinin ülkemize vereceği zarar, milyonlarca insanın öğrenmeye olan inancını yitirmesiyle ortaya çıkabilecek zararın yanında hafif kalacaktı. 

Seyfi Elçiboğa 
seyfelseyf@gmail.com

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2 saat önce
15 gün önce
50 gün önce
74 gün önce
125 gün önce
126 gün önce
127 gün önce
152 gün önce
155 gün önce
162 gün önce
169 gün önce
172 gün önce
197 gün önce
288 gün önce
296 gün önce
322 gün önce
323 gün önce
324 gün önce
337 gün önce
345 gün önce
429 gün önce
456 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=