Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

Kefalet (2)

02 Kasım 2020, 16:30 - Okunma: 258

"Yalnızlık, bütün büyük ruhların kaderidir."

Arthur Schopenhauer

Tek başıma bir kaç gece parkta sabahladım. Yıldızlara bakıp kendimle kavgalar ettim. Kendimi yıllarca birileriyle kıyaslayıp durmuştum. Acaba o ahbabımla aynı şartlarda olsam ben de ona aynı kötülüğü yapar mıydım? Yaşadığımız çağ ve sistemde kötü olan insanlar mıdır yoksa kötülüğü doğuran sistemin kendisi midir? Ancak bencil olanın ayakta kalabildiği bir sistemde ihanet kaçınılmaz değil midir? Özce fakir, çorak toprağa ekilen tohumların  gürbüz meyveler veren ağaca dönüşmesi mucize değil de nedir? Toprak fakirse yavan meyve veren ağacın kabahati nedir? 

Bina için kolonlar neyse kişilik için inanılan değer yargıları da odur. Aldım elime balyozu o kolonları paramparça ettim. Kafamda doğru ve yanlış adına bildiğim ne varsa balyoz vurup un ufak ettim. Sonra molozları yüklenip kafamdan attım. Geriye kalan tozları da süpürdüm. Kafamda boşluk belirince gördüm ki huzur dolu bir yaşam arzuluyormuşum. Kararımı verdim. Huzuru kimse için değil sadece kendim için elde edecektim. Beni terk eden dostlarıma ve sevdiklerime ağlayarak kendimce veda ettim. Beynimde hiç kimseye ait silinmedik tek bir anı bırakmadım. Bomboş bir bilinç, hissiz bir kalple artık yapayalnızdım. 

Diğerleri gibi tedavi kabul etmeyen hastalardan biri olmayacaktım. Takdir edilmek ve beğenilmek için değil içimden geldiği gibi davranacaktım. İnsan, yaşamak için kurallar icat edip, koyduğu kuralları çiğneyen yegane canlıydı. Kural koymayacaktım, plan yapmayacaktım. Bilindik çarelere baş vurmayacaktım. 

Başımı dayadığım gazetede: "Dolgun ücretle çoban aranılıyor." ilanını okur okumaz ilan sahibini hemen aradım. İlan bir haftalık olmasına rağmen arayan olmamış demek ki kendimi ertesi gün yol giderken buldum. Gide gide kadastro yolunun bittiği, uzak bir dağ köyüne vardım. Kızılçamların seyrekleştiği yerde başlayan çıplak sırtlarda koyun çobanlığı yapacaktım. Kalacağım köy evinde iki göz oda ve koyunlar için kocaman bir ağıl vardı. Odalardan biri mutfak ve banyo niyetine yapılmıştı. Tuvaleti yoktu, tıpkı elektrik ve suyu olmadığı gibi. 

Yüz elli yedi akkaraman cinsi koyunum ile iki kangal cinsi köpeğim vardı. Beni oraya kamyonetle muhtar götürmüştü. Bana erzak bırakmış, işi belletmiş, çevreyi tanıtıp gitmişti. Ara sıra yoklamaya gelir, bana erzak taşırdı. Bir önceki çoban sıkılıp işi bırakmıştı. Hayvanlarla nasıl iletişim kuracağımı bilmiyordum. Hem koyunlar hem de köpekler beni bu yüzden uzun süre yadırgadılar. Ne zaman ki onlara insan gibi değil de doğanın bir parçasıymış gibi davranmaya başlayınca aramızda bambaşka bir ilişki kurulmuş oldu. 

Bir gün karşılaştığım genç bir çobana sordum: "Koyunların başındayken neyi hayal ediyorsun?" diye. Uzun süre bekledi, söyleyip söylememekte bir müddet tereddüt ettikten sonra bana : "Çok koyunlarım olsa keşke, daha çok doğursalar keşke " dedi. Çobanın hayali çok koyun sahibi olmakmış. Herkes büyük hayaller kurar zaten. Daha çok şeyin sahibi olmak, daha çok, daha da çok... Büyük, büsbüyük hayaller. Tuzlu su gibi; içtikçe susatır, susadıkça içersin ama susuzluğun asla geçmez. 

On beş yılımı o köyde çobanlık ederek geçirdim. Sayısız koyun besledim, büyüttüm. Ağaç ektim; bağım, bahçem, ormanım oldu. Kendi elimle yaptığım malzeme ve aletler ile su kanalı, çeşme gibi yapılar inşa ettim. Arı baktım, kazlarım, tavuk ve hindilerim oldu. Dağın sırtını cennetten bir toprağa çevirdim. Muhtar ile dost olduk. Çekim yapmamak şartıyla ormanıma kabul ettiğim meraklı ziyaretçilerim de oldu olmasına ama tanıdığım hiç kimse beni bu süre zarfında ne aradı ne de sordu. Ben de ziyaretçilerimin hiç bir davetini kabul etmedim. Paraya asla el sürmedim ve bir kez olsun  şehre adımımı atmadım. 

Ele geçirme arzusu mu keşfetme dürtüsü mü desem nedeni bilinmez ama sığındığım dünyanın parçası birileri tarafından videoya çekilip paylaşılmış. "Esrarengiz doğa adamı" diye anlatılan ben, epey merak uyandırmışım. Orman muhafaza memurları birgün jandarma ile beni alıp valinin huzuruna çıkardılar. Çevre bakanı bey, törenle beni ödüllendirmek istermiş. Geri çevirdim. Şaşırdılar ama ısrarın işe yaramayacağını ifade ettim. Bazı çevreci dernekler de şahsımı ağırlamak,  üyeleri huzurunda benim hayat hikayemi dinlemek istediler. Hepsine teşekkür ettim. Sirk hayvanı olmayı red ettiğimi söyledim. Beni gazetecilerden gizleyerek uğurladılar. Gazeteciler muhtarı bulup konuşturdular. Böylece çocuklarım, yıllardır kendilerine düzenli olarak para ulaştıran ismin muhtar olduğunu, muhtarın da babalarından bahsettiğini TV ekranlarından öğrenip peşime düştüler. 

Gerçeğin, er geç ifşa olmak gibi bir huyu vardır ya. Öyle de oldu. Hikayem ortaya çıktı. Çocuklarımla yüzleştim. Farkında olmadan şehir yaşamının tüm sıkıntılarından uzak, inşa ettiğim rahat dünyada ahlak ve kurallara uymak zorunda hissetmeden yaşayıp beğenilme ve takdir edilme arzusundan kurtulmuştum. Nihayetinde burası da bana ait değildi ve bu nedenle onu sahiplenmeyecektim ama fazlaca tanınır oluşumdan ötürü göç etmem de mümkün gözükmüyordu. Kalmaya ve doğayı korumaya karar verdim. Çocuklarım, annelerini de alıp yanıma vardılar. Karşılaşma anı benim için pek sayılmaz ama onlar için tarifsiz bir an olmalıydı. Belli ki epey değişmiş olmalıydım. Uzun uzun, eski ahbaplar gibi sohbet ettik. Hasret giderdik. Muhakeme bitmişti. 

Karşılıksız iyilik diye bir kavramın olmadığını biliyordum ama doğanın kendisine yapılan iyiliklere tüm insanlardan daha fazla karşılık verdiğini de öğrenmiş oldum. Roller değişmişti. Bu defa doğa bana kefil olmuştu. Borcumu ödemiş, hayattan alacağımı ziyadesiyle almıştım. 

Seyfi Elçiboğa 

seyfelseyf@gmail.com

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mr. Elci
322 gün önce
Muhteşem, bayıldım. Bu kadar iyi yazılabilir. Ağladım
Yazarın Diğer Yazıları
3 saat önce
15 gün önce
50 gün önce
74 gün önce
125 gün önce
126 gün önce
127 gün önce
152 gün önce
155 gün önce
162 gün önce
169 gün önce
172 gün önce
197 gün önce
288 gün önce
296 gün önce
322 gün önce
324 gün önce
337 gün önce
345 gün önce
429 gün önce
456 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=