Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

DEPREŞELİM Mİ?

03 Kasım 2020, 16:59 - Okunma: 436

Enkaz altındayken yağan yağmurun suyundan içmiş, ardından böbrekleri çalışsın diye kendi idrarıyla hayatta kalabilmişti. Nurcan hemşire, nihayet tam dokuz gün sonra çıkartılıyordu.  Günlerce onun için dua etmiş, adak adamış annemle, tv karşısında sevinçten ağlıyorduk. Erzincan depreminin en mutlu anıydı. Sene 1992... 

Eser Er, enkazın altından iki gün sonra sağ salim kurtarıldıktan sonra babası, annesi ve kız kardeşi için yardım ekiplerinin yanından ayrılmamış, ağlaya ağlaya perişan olmuştu. Beşinci gün babası kurtarılınca  adeta hepimizin yerine babasına sarılmıştı. Yüksel Er, yıkıntılar arasında bulup parçaladığı bir havlunun yarısını beton ile kalçası arasına koymuş,  kalan parçaya idrarını yaparak o da tıpkı Nurcan hemşire gibi böbreklerini çalıştırarak kurtulabilmişti. Gölcük depreminin unutamadığım en etkili anlarından biriydi. Sene 1999... 

Yine Gölcük depremi. İki ayağını enkaz altında kaybeden Ufuk Koçak'ı unutmak mümkün mü? Beton blokların altında bulduğu bir cam parçasını eline geçirdiği tencere kapağına vura vura sesini duyurmuştu. Üç gün sonra kurtarılırken artık hissedemediği ayakları için "kesin" demişti. 

Van depreminde Gözde öğretmen  üç gün sonra kurtulurken öz kardeşim kurtulmuştu sanki. O depremden kurtarılan başka bir depremzede Gül Eryaşar, kendisini kurtaran itfaiye erine adını sormuştu. İtfaiye eri Taner Doğanay, "Taner" diye yanıtlayınca: "Çocuğum olursa adını Taner koyacağım." demişti de hepimizi duygulandırmıştı. Sene 2011... 

Konya depreminde Muhammet Kelam altı gün sonra kurtarılmıştı. Yine Gölcük depreminde 5 yaşındaki İsmail bebek yedinci gün kurtarılarak umudumuzu arttırmıştı. Yakın zamanda Elazığ’da yaşanan depremde Azize'nin kurtarılmasını, kurtarma görevlisinin çabalarını alkışlayarak umut ettik. 

Kurtarılan daha yüzlerce insanımız için sevindik, hayatını kaybeden binlerce insanımız için kahrolduk. AFAD, UMKE, KIZILAY, itfaiye, jandarma, polis, onlarca ülkeden gönüllü ekipler her defasında kahramanca gayret gösterdiler. Bundan hiç şüphe etmedik. 

Bugün de İzmir'de, maalesef deprem acısını bir kez daha yaşıyoru(m)z. Beton molozların altından kurtarılırken kendisine iğne yapan hemşireye "Çok korkuyorum, elimi tutar mısın?" diyen Buse Hasyılmaz'a sevindik. Çağrı ve Sayra isimli ikizler ile İnci Okan kurtulana dek nefesimizi tuttuk. Ama Hayatını kaybeden Ali Çağın Kaygusuza, Irmak Çetin ve sayıları gittikçe artan diğer deprem kayıplarına ağlıyoruz. Göçük altında kalan yüzlerce insana ne olacak diye endişeleniyoruz. Mesela Dent35 polikliniğinde genç diş teknisyeni, aynı zamanda sevdiğim bir abimin yeğeni de olan Aslı Taner hala enkaz altında. Günlerdir yıkıntılar arasında umutla bekleyen yakınları perişan oldular. Acaba bir mucize daha gerçekleşir mi diye? 

Duygusal insanların ülkesiyiz biz. Zor zamanlarda kavgayı bırakıp hakikaten yardımlaşmayı çok iyi becerebiliyoruz. Yaralar sarılır ama acılar silinir mi? Bugün Yalova halkına, Erzincan halkına depremin yaşattığı acıları bir soralım bakalım, ne cevaplar alırdık acaba? 

Diğer afetlere oranla deprem en korkunç zararı verebilen acı bir olay. Deprem ülkesi olduğumuz muhakkak. Ancak büyük ülke olamamanın bedelini her depremde ağır can kayıpları vererek ödüyoruz. O kadar kalitesizliğin bedelini masum insanlar canlarıyla ödüyor. İnsan sormadan edemiyor. Sadece 2020'de, dünyada 6,5 şiddetinin üzerinde yaşanan 22 depremde en çok ölüm neden bizim ülkemizde gerçekleşiyor? 

Seneler geçse de, hükümetler değişse de, depreme dayanıklı diye satın aldığımız dimdik durması gereken binalar neden un ufak oluyor? Neden hâlâ kurtulanlara sevinip kahraman kurtarıcıları kutluyoruz? Neden iki yaşındaki lüks plazalarımız bile hasar görüyor? Neden hiç bir depremden sonra müteahhit, kamu çalışanı, siyasetçi olmak üzere hiç kimse yargılanıp bedel ödemiyor? Ve ne cürretle  21 yıldır hepimizden deprem için toplanan milyarlarca liralık vergiler depremle alakası olmayan yerlerde harcanıyor? Ve bize neden deprem için ödediğimiz vergilerin nereye harcandığının hesabı verilmiyor? Örneğin tsunami için önlem var mı? Su altı sismik ölçüm cihazları yeterince var mı? Deprem erken uyarı sistemi neden yok? Toplanma alanları neden yetersiz? Bina ve inşaat denetimleri neden yetersiz? Deprem master planımız niçin yok?

Yaşadığımız bu kadar sefilliğin elbette sınıfsal sebepleri var ancak devletleşme süreci devam eden, işlevsel bir kurumsallaşmayı sağlayamayan, deforme hukuk sistemi olan bir ülke olunca çoğu konuda olduğu gibi yapılaşmada da derin problemler yaşıyoruz. Depremle yaşamak hiç de kolay değil. Soğuk havada, çadırda kalan, evi ve yakınları için endişelenen ve hatta şu anda enkaz altında yaşam mücadelesi veren depremzedelerin neler hissettiğini anlamaya çalışmak zorundayız. 

Cuma günü deprem anında, Bornova'da, araç içinde kırmızı ışıkta bekliyordum. Birden arabama arkadan başka bir araç çarptı sandım. Arkama baktım, arkamda araç yoktu ve o sırada kayık gibi sallanıyordum. Yanıbaşımda duran apartmandan saksılar ve cam parçaları düşmeye başladı. O esnada çığlık seslerini işittim ve insanlar caddeye fırladılar. Ancak o anda deprem olduğunu fark edebildim. Sonrasında trafik tam bir kabustu. Herkes aracına binip uzaklaşmaya çalıştı. Sayısız trafik kazası oldu. Bayılanlar, kalp krizi geçirenler, kaçarken yaralananlar... Hayatta kaldığım için, ailemin her ferdi sağ olduğu için ve herhangi bir maddi kaybım olmadığı için çok şanslıyım. Ancak bu duruma sevinemiyorum. Şu anda İzmir'de en kıymetli şey, yaşadığımız evin sağlam olduğunu bilmenin verdiği güvenle sıcak yatağımızda uyuyabilmektir. Bunun çabasını herkes için hepimiz vermek zorundayız. Gerisi hamasettir. 

Seyfi Elçiboğa 
seyfelseyf@gmail.com

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
36 gün önce
51 gün önce
86 gün önce
110 gün önce
161 gün önce
161 gün önce
163 gün önce
188 gün önce
191 gün önce
198 gün önce
205 gün önce
208 gün önce
233 gün önce
324 gün önce
332 gün önce
359 gün önce
360 gün önce
373 gün önce
381 gün önce
465 gün önce
492 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=