Lütfen bekleyin..

Mekiye EKMEN

DEĞERLİLERİMİZİ KAYBETTİK

18 Kasım 2020, 14:53 - Okunma: 536

Değerli okurlarıma bugün,  servetlerin en büyüğü olan fakat kıymetini bilemediğimiz, ellerimizden uçup giden gençlerimizden söz etmek istiyorum.  
Yıl 2018, bir Balkan ülkesinde düğün yemeğine davetliydik. Davette Türkiye’nin birçok farklı şehrinden, kültüründen gelmiş ve orada çalışmakta olan pırlanta gibi gençler de vardı.
Beni derinden üzen ve umutsuzluğa düşüren şey ise o gençlerin yabancı kültürlere özenmiş, onları taklit eden bir kimliği benimsemeleri; örf ve âdetlerimizden uzak düşmüş, yollarını şaşırmış ve hayat değirmeninin içinde ne yaptıklarını bilmez bir halde dönüp durmalarıydı. O vakit durup düşündüm… Nasıl bir genç nesil yetişmekte?
Orada ufkum genişlemiş gibi hissettim. Türkiye’ye döndüğümde bu durumları takip etmeye başladım ve evet, burada da durumlar maalesef pek de iç açıcı değil.
Sağlıksız bir yaşam biçimi, sonu boşanmakla biten temeli zayıf evlilikler ve en önemlisi, iki farklı kültür arasında adeta ortada kalmış, psikolojileri pek de sağlıklı olmayan yeni bir nesil yetişiyor! 
Türkiye dışına yaptığım ilk seyahat olmasından ötürü müdür bilmem ama oradaki yaşam tarzını bizim yaşam tarzımızla, kültürümüz ve geleneklerimizle karşılaştırdığım vakit tuhaf karşılamış olabilirim. Fakat hiç kuşkusuz şunu söyleyebilirim ki avuçlarımızdan kayıp giden gençlerimiz var, hem de azımsanamayacak kadar.
Anneler, babalar! Gençlerimize sahip çıkmak zorundayız. Lüks yaşama ve daha fazla kazanma hırsına karşılık evlatlarımızı kaybediyoruz. Her biri kuş misali kaçıp gidiyor hem zihnen hem bedenen. Aksi takdirde geleceğimiz kimlere emanet ederiz?
Dışarda yemek yemek yerine evdeki sofranın etrafında toplanmayı, bir arada bulunmanın güzelliklerini öğretelim. Akşam erken saatte evde bulunmanın kıymetini öğretelim. Annelerini, babalarını, kardeşlerini ve akrabalarını sevmeyi; bir arada yaşamayı, birbirilerini kaybetmemelerinin gereğini öğretelim. Bayramlarda tatile gitmek yerine evlerinde, aile büyükleri ile akraba, eş, dost, komşu ziyaretlerinin önemini ve bunların bizlere kattığı değerleri öğretelim.
Biraz da boşanmış ailelerden söz etmek isterim. Bir haberde okudum; İstanbul’da bir okulun kırk üç kişilik bir sınıfındaki öğrencilerinin yalnızca on beş tanesinin anne ve babaları bir arada bulunuyormuş. Geriye kalanları ise anne ve babaları boşanmış çocuklar oluşturuyordu. Beni üzen asıl nokta ise o sınıftan bir çocuğun bu durumu çok rahat anlatması oldu. Onun durumunda olan çocukların sayıca fazla olması ona bir rahatlık katmıştı. Oysa her çocuk sabah bir tarafında annesini, bir tarafında ise babasını bularak uyanmak ister. Belli ki dile getiremiyordu ama içindeki fırtınayı gözlerinden okuyabiliyordum her ne kadar rahat davranmak istese de.
Yazık bu çocuklara, çok yazık bu gençlere. Allah’tan dilerim ki insanlar bilinçlensin ve bu gidişata bir dur desin. Anne ve babalar boşandığı için hayat mücadelesine kendilerini kaptırmak zorunda kalıyorlar. Ortada kalanlarsa Allah’a emanet yetişen çocuklar ve gençler.
Bunların sonucunda ise Müslüman bir ülkenin Müslüman çocukları olduklarının farkında olmayan taklitçi bir genç nesil yetişiyor ve ellerimizden uçup gidiyor. Ülkemizi, yarınlarımızı, geleceğimizi teslim edeceğimiz her biri ayrı birer servet olan gençlerimizin sonunu düşünmeden saldım çayıra Mevla’m kayıra dememeliyiz. 
Tabii ki bunların tam tersi, gayet bilinçli aileler de yok değil. Onları da göz ardı etmek haksızlık olur. Onları ise can’ı gönülden tebrik etmek isterim. Hep var olun.
Tarihten beri olağan şeyler bunlar. Hiçbir aile yoktur ki inişleri çıkışları, tartışmaları küsmeleri olmasın ama akıllı ve bilinçli insanlar sağlıklı düşünür, orta yolu bulur ve çocuklarını düşünerek yollarına devam ederlerdi.
Ülkemizde böyle bilinçli insanların hiç eksik olmaması dileğiyle, 
Alıntı olan bu dizelerle son sözlerimi aktarmak isterim: 
“Dünya malına sevdalandık taktı bizi peşine,
Kadın erkek çalışıyoruz düştük servet derdine.
İki yaka bir araya gelmiyor acep eksik olan ne? 
Servete servet kattık da bereketimizi kaybettik.
Güzel evler yaptık fakat bomboş, herkes iş sahasında. 
İkinci evi arabayı nasıl alırım sevdasında,
Anneler işte olduğu için, çocuklar kreş yuvasında. 
Evi arabayı kazandık da çocuklarımızı kaybettik. 

Para kazandık bir sofrada toplanamadık.
Ailemizle oturup hoşça sohbet yapamadık. 
Ne kadar çok kazandık huzuru bulamadık.
İşimizi genişlettik ama ailemizi kaybettik.”

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=