Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

Arsız Sarmaşık (1)

02 Nisan 2021, 14:00 - Okunma: 242

Onu iyi tanırım. O aslında genel müdür baba ile şöhretli avukat annenin, müşterek inşa etmek istedikleri eşsiz gökdelenin, güdük kalmış harabesiydi. 

Anne karnında henüz dört haftalıkken bebeğin bilinci oluşmaya başlar. Bebek, bencil veya yardımsever, inatçı veya uysal,  maceracı veya ürkek, gaddar veya  selim olmak gibi karakterleri ölene dek genlerinde taşır. Genetik karakterler çevreden kısmen etkilense de kalıcıdır. Kişilik oluşumu için gerekli diğer özellikler ise annenin, karnındaki bebeği için sağladığı duygusal ve fiziksel ortamın şekillendirmesiyle beraber yeşerir. Böylece insan, bir karakter tayfı olarak doğar. Karakter tayfının üzerindeki renkler insanın özünü çevreleyen dünya ile girdiği etkileşimin  sonucunda nihai haline ulaşır. Görünür olan kimisinde iyilik, kimisinde kötülüktür: buna kişilik denir.

Yatak odası manzarası tavan altı oyuncak deposunu andırırken o, özünde oyuncaklardan nefret eder; kendisine peyderpey alınan her yeni oyuncağı dandini ilgiyle sever, peşi sıra duvara fırlatıp atardı.

Tuvalet eğitimi faciaydı. Aylarca evin her köşesine dışkısını yapmakla kalmayıp,  ellerine buladığı dışkıyla duvarları boyar, dışkısını koltuk ve halılara yayardı. Öyle ki tekraren yıkanıp paklanan ev, kötü kokulardan arınsın diye evin halıları atılır, koltuk takımları ve perdeleri yenilenirdi. Dört yaşında tuvalet kullanmayı öğrendi öğrenmesine de gece uyumadan evvel bez bağlanmaktan kurtulamadı. Uyurken altını ıslatırdı. On beş yaşına değin her gece uyumadan önce altı bezlenirdi.

Konuşmak istiyor, garip sesler çıkarıyor ancak bunu bir türlü beceremiyordu. Mahkeme salonlarını inleten, hitabetiyle dinleyenleri büyüleyen annesi ara sıra elinde yeni bir oyuncakla odasına uğrar, bakıcısıyla konuşurken uzaktan kendisine ce eee yapar ve odayı terk ederdi. Babası da tıpkı annesi gibi nadiren görünüp kaybolurdu. Katî buyruk gereği kendisini ebeveynlerin odasına  sokmayan Rus dadısı, eşlem de olsa, anne babasının yerini almıştı.

Beşinci yaş gününü de kutladıktan epey sonra ilk kez "nani"* deyiverdi. Dadısı "my nanny" diye derhal şefkat ve heyecanla düzeltti. Birkaç ay içinde cümleler kurmaya, somut kelimelerle iletişime geçmeye hazırdı. İngilizce eğitim veren özel bir anaokuluna kaydı yaptırıldı. Kısa sürede konuşma yeteneği kazandı. Ancak ilkokula değin Türkçe'yi öğrenemeyecekti. 

Sınıf öğretmeni, öğrencisinin yabancı dilde konuşuyor oluşu ve öğrenci velisi sandığı dadı nedeniyle, çocuğun yurtdışında yetişmiş olduğunu düşündü. Önce çocuk ve dadıyla ayrı ayrı görüştü. Akabinde ebeveynlerini baş başa görüşmek üzere okula çağırdı. 

Çocuk psikolojisi kitaplarını hatmetmiş, son derece kibar ve iyi konuşan örnek(!) çiftle görüşme, öğretmen için faciaya dönüşmek üzereydi. Öğretmen, kusursuz görünen anne babayla neredeyse görüşme talep ettiği için pişman haldeydi. Bir an sonra çocuklarının yetişmesi için biteviye çaba sarf ettiğini iddia eden bu ailenin aslında çocukları ile vakit geçirmeyişlerini, sohbet edip çocuğa dokunmayışlarını, çocuğun çok geç konuşmaya başlayışını duyduğunu anımsayarak: "Siz çocuğunuzu Türkçe ile beslemediğiniz için çocuğunuz anadilini konuşamıyor. Yeterince duymadığı, konuşmaya zorlanmadığı ve bilmediği bir dili nasıl konuşsun? Psikolog değilim ama çocuğunuzla fazla mesafelisiniz. Bence çocuğunuza duyduğunuz sevgiyi ona daha çok dokunarak göstermelisiniz" dedi.

Sınıf öğretmeninden tavsiye almayı gururlarına yediremeyen örnek(!) çift, bu duruma çok kızar ancak kibarlığı elden bırakmadan: "Tavsiyelerinizi dikkate alacağız. Teşekkür ederiz." diyerek okuldan ayrılırlar. Bulundukları makama asla ulaşamayacak basit bir öğretmen kendilerine nasıl olur da tavsiye verirmiş? Karşılığını almalıydı. Bu görüşmenin üzerine yaptıkları ilk iş hadsiz ve ukala kabul ettikleri öğretmene detayları aktaran Rus dadının işine son vermek olur. Çocuklarının artık yeterince konuşabildiğine kanaat ettikleri İngilizce'yi eleyip Türkçe'ye yönelirler. Yeni dadıyı özenle seçerek dolgun ücretle işe alırlar. Koydukları ilk kural gayet basittir: Çocuğun üstün başarılı olması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır, karşılığı fazlasıyla ödenecektir. Bu sayede hem görüngülerini korumuş, hem de yaşantılarını hiç değiştirmeden sürdürmüş olurlar.

Çocuk, dadısı değişince bir müddet içe kapanır. Susar, yemeğini yemeyi reddeder. Yeni dadı pes etmez, aksine azimle çalışır. Ağzından girer, kulaklarından çıkar; öyle veya böyle çocuğa kendisini kabul ettirir. 

Dadı, çocuğun akranları ve ebeveynleriyle kaynaşmasını engelleyen sebebin dil bilmezlik olduğunu keşfeder. Bunu bir kaldıraç gibi kullanır. Zaafiyetini ustaca vurgulayarak çocuğu hırslandırır. Gözü kararan çocuk doymak bilmez bir iştahla çalışır, sınıf arkadaşlarından evvel okuma yazmayı söker. Bıkmadan kitap okur, hayli gelişme gösterir. Dadısının yönlendirme ve onaylamasıyla yetersiz kaldığı alanlarda kopya çeker, öğretmenine şirinlik yapar, rakipleri hakkında iftiralar atar. 

Günün birinde kendisine rakip olarak gördüğü çok başarılı bir öğrenciye ait olan saç tokasını, düşürüldüğü yerden belli etmeden alıp saklar. Kafasındaki planı uygulamak adına yeterince süre bekler. Cuma günü uygun bir saatte, okulun bahçesinde sınıfça besledikleri kedinin kuyruğuna saç tokasıyla sıkıca düğüm atar. Hafta tatili dönüşünde fark edilip veterinere götürülen zavallı kedinin kuyruğu kangren olduğu için kesilir. Planını uyguladıktan sonra diğer çocuklar gibi o da kedinin kuyruğuna çok üzülür gibi yapar, hatta sahte gözyaşı bile döker. 

Okul müdürü kısa bir soruşturmayla tokanın sahibi olan öğrenciyi tespit eder. Öğretmenlerin bile inanmak istemedikleri tokanın sahibi olan başarılı öğrenci korku ve üzüntüyle karışık şoka girer. Kendisini savunacak cesareti bile gösteremez. Yaşadığı utanca uzun süre dayanamayarak okul değiştirir.

O artık okulun en gözde öğrencisi olmuştur. Örnek(!) çift sonuçtan gayet memnundur. Senelerdir düzdükleri yapbozun eksik parçası nihayet yerine oturmuştur. İlk defa aile fotoğrafı çekilirler. Kusursuz aile tablosu yeterince büyütülüp çerçevelenerek duvara asılır.

*Devamı bir sonraki yazıda.

Seyfi Elçiboğa
seyfelseyf@gmail.com

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
36 gün önce
51 gün önce
86 gün önce
110 gün önce
161 gün önce
162 gün önce
163 gün önce
188 gün önce
191 gün önce
198 gün önce
205 gün önce
233 gün önce
324 gün önce
332 gün önce
358 gün önce
359 gün önce
360 gün önce
373 gün önce
381 gün önce
465 gün önce
492 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=