Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

Arsız Sarmaşık (5)

22 Nisan 2021, 16:17 - Okunma: 289

Ohio Nehrinin başladığı bir yarımada şehri olan Pittsburgh’da, Dr.Anderson’ın ofisi, üç köprü manzaralı çelik gökdelenlerden birindedir. Terapi odası, Afrika’dan özel olarak getirildim diye çığıran venge ağacı mobilyalar ve çok rahatım diye haykıran taba rengi deri koltuklarla döşeliydi. 

Arsız Sarmaşık: “Sizinle tanışmak bir onur. Pittsburgh, muazzam bir kent. Kentteki olağanüstü güzellikteki 446 köprünün en iyilerini imar eden şirketin  hissedarıyım. Ayrıca burada 3 ayrı market şubemiz var. Benim gibi millyarderlerin şehridir. Benimle boy ölçüşebilecek müşterileriniz olduğunu biliyorum.” diye söze başlar.

Dr.Anderson, “Memnun oldum. Hoş geldiniz.” sözleriyle karşılar ve devam eder: “Doktorunuzun yolladığı dosyayı asistanım Raj ile beraber taradık. Sizin hakkınızda gerekli araştırmayı yaptırdım. Danışanlarımla ilgili özel bilgileri önde gelen bir güvenlik şirketinin bankasında koruduğumuzu öğrenmişsinizdir. Bilgi güvenliğinin, sizler için her şeyden daha öncelikli olduğunun farkındayım. Tedavi sürecini kayıt altında tutarak bir örneğini size teslim edeceğim.”

Arsız Sarmaşık: “İzleyeceğiniz yolun ana hatları ne olacak?”

Dr.Anderson: “Anladığım kadarıyla zihin faaliyetlerinizde bir geriye dönüş var. Gündelik hayatta ortaya çıkan otomatik düşünceler, inanç ve şemalar genellikle geçicidir. Aksi halde anormallikler başlar. Oysa bunlar davranışlarınıza da yön veren en önemli girdilerdir. Bedenin yara alması gibi zihin de bazen yara alabilir. Tehdit tarama, ruminasyon, endişe gibi zihinsel yaralar buna örnektir. Terapinin amacı yanlış düşünce, inanç ve değerlerin yerine doğruların konması, böylelikle zihnin doğru çalışmasını sağlamaktır.” diye söze başlayarak danışanına tüm süreci özetler. 

Ardından danışanını, başka bir odaya geçirmek maksadıyla ayaklandırır. Kasa odasını andıran odada, gelişkin bir bilgisayara bağlı ekran ile karşısında taba deriyle kaplı koltuklardan biri duruyordur. “Size Raj’ı tanıştırayım.” der Doktor. Arsız Sarmaşık: “Raj mı, isminizin baş harflerinin bir kombinasyonu yani.” diye ukalaca tepki verir. “Evet.” der Doktor. 

Delice zeka ile ilk temas etkileyicidir ancak Arsız Sarmaşık’ın su katılmamış bir narsist olduğunu, dosyasını ilk okuduğu andan itibaren fark etmiş olan  doktor buna benzer gösteri ve meydan okumaları adeta hatmetmiştir. Sakince: “ Ona sadece isim değil, düşünme yetisi de verdim. Fark ettiyseniz Raj, çevrimdışıdır. Benim dışımda hiç kimse kayıt alamaz, kayıt yükleyemez. Ağ ortamında size ait tüm verileri indirip, paylaştığınız dosyayı ekleyerek Raj’a yükledim. Sizi daha iyi tanıyabilmesi için soracağı soruları yanıtlamanız gerekecek. Kendinizi gizlemeye kalkarsanız bunu fark ederek soru sormaya devam edecektir. Amacımız, yaşadığınız problemi tespit edip normal yaşama dönmenizi sağlamak“ der. Böylece terapi süreci başlar. 

Arsız Sarmaşık, yapay zeka Raj ile terapi yaparken Dr.Anderson kendi odasında Arsız Sarmaşık’ın özel doktoru ile görüşür. Mümkün olduğunca gerekli bilgiyi toplamaya çalışır. Bu sırada akıllı yazılım ile giriştiği sinir harbi nedeniyle Arsız Sarmaşık iyice gerilmiştir. Öfkeli bir şekilde odadan çıkar, ancak kapıda Dr. Anderson ile iç karşı karşıya gelince toparlanır, kusursuz yüz hatlarına sahte bir memnuniyet ifadesi iliştirir. Dr. Anderson, danışanına birkaç gün sonrası için randevu verip onu uğurlar. Ardından sonraki tüm randevuları iptal ettirdiği sekreterine içeriye kimseyi almamasını tembihler. Raj ile oturup konuşmaya başlar. 

Anlaşılan terapi çok sert geçmiş satranç turnuvasını andırır. Arsız Sarmaşık, maçı kaybedeceğini anlayarak satranç tahtasını devirip kaçmaya kalkan rakip rolünü oynar. 

Hakikate ulaşmak için soğan kabuğu gibi katman katman engellerle karşılaşan Raj’ın; ilk tespitlerine göre danışanda yıkıcı şiddet eğilimleri, eleştiriye karşı aşırı tahammülsüzlük, üst düzey itibar görmeye karşı baskın arzular ve normalin çok üstünde korkular görünmektedir. Raj, bu nedenle danışanı çift eksi olarak sınıflandırır. Bu, hastanın tehlikeli dozda kötü düşünce ve inançlara sahip olduğu anlamına gelir. 

Dr. Anderson, narsistik kişilik bozukluğunun tedavi edilmesi en güç kişilik bozukluklarından biri olduğunu, ayrıca çift eksi kötü düşünce ve inançlara sahip insanların düzeltilemez olduğu gerçeğini kabullenir. Danışanın rahatsızlığının ileride şizofreniye dönüşmesi muhtemeldir. En iyisi yaşadığı psişik probleme odaklanıp onu bu problemden kurtarmak olacaktır diye düşünür.
Sonraki beş seans boyunca Raj ile terapiye Arsız Sarmaşık’ın meydan okumaları eşlik eder. Arsız Sarmaşık, her defasında kaskatı bir halde ofisi terk edip gider. 

 Raj, adeta bir madenci gibi çalışarak Arsız Sarmaşık’ın zihninin karanlık noktalarını aydınlatmayı önemli ölçüde başarmıştır. Sekoya ağacı, kendini köpek sanma rüya ve dürtüleri, geçmişinin detayları tam anlamıyla bilinmeyen bazı suçları ifşa olmuştur. Dr. Anderson yedinci seansta terapiyi kendisi yapar.

Dr. Anderson: “Günün yirmi buçuk saatini çalışarak, kalan bir saatini hiper dinlendirici masaja sahip özel jakuzide geçirerek, son iki buçuk saatini yine hiper dinlendirici özel yatağınızda uyuyarak tamamlıyorsunuz. Hiper konforlu kalenizden bu sayede, çok uluslu şirketinizi ayakta tutan, iki yüz bin kişilik çalışan ordusuna hükmettiğinizi iddia ediyorsunuz. Eksiklikten muaf, kusurdan azade; hayal edilen mutlu bir yaşam sürdüğünüzü iddia ediyorsunuz. Ya da böyle bir tablo görmemizi istiyorsunuz. Hakikati gizliyorsunuz. Oysa tüm çalışanlarınızdan daha çok çalışıp daha az özgürlüğe sahipsiniz. Söyler misiniz bana, sizce hangi hükümdar sizin kadar çok çalışıp ömrü boyunca sizin kadar az dinlenmiş olabilir?”

Arsız Sarmaşık: “Yaşadığım konfor, yarattığım eserin sonucudur. Kendi eserime bakıp onu daha da erişilmez kılmayı neden istemeyeyim? Onu canlı canlı seyretmek dururken vaktimin çoğunu neden uyuyarak geçireyim?”

Dr. Anderson: “Eserinizde kendi suretinizi görüyorsanız seyretmeye doyamıyor olmalısınız. Başarım düzeyinizi erişilmez kılma çabanız, zamanı hiper hızlı yaşama gayretiniz bakış açınızı öylesine daraltmış ki etrafınızda olan güzelliklere karşı körelmişsiniz. Eline bir kaşık verip, içine iki damla yağ damlatıp, sarayı bu halde gezmesini istediği Simyacı’ya en sonunda ne demişti bilge: Mutluluğun gizi dünyanın harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan. Siz, kaşıktaki yağdan başka bir şey görmüyorsunuz ki. 

Arsız Sarmaşık: “ Bu kadar parayı sizin nihilist saçmalıklarınızı dinlemek için vermiyorum.” diyerek ayağa kalkar ve gider.
...

Sonraki seanslar aynı tonda devam eder. Sekiz seansta bitmesi planlanan terapi uzarken Arsız Sarmaşık’ın durumu da kötüleşmeye başlar. Daha sık süren havlama krizleri bitkinlik, hemen her gece altına işemesi ise bezginlik verir. Üstelik artık ara sıra kaldığı otelin kral dairesinin herhangi bir köşesine kakasını yapıp etrafa sıvamaya başlamıştır. Rezalet sinsice yayılır. Özel doktoru ve Dadı çaresizce olan biteni seyreder.

Arsız Sarmaşık, yaşadığı alçaltıcı durumun farkında ancak her zamanki gibi bir sorumlu aramaktadır. Birgün tüm yaşananların sorumlusu olarak anne ve babasını suçlamaya başlar. Suçları büyüktür, cezalandırılmalıdırlar. Anne ve babasının ortadan kaldırılmasını ister. Uşağına: “Şanlarına yakışır bir ölüm olsun.” der. Bir hafta içinde uyku esnasında birkaç gün arayla önce annesi, ardından da babası zehirlenerek öldürülecektir. Emniyet güçleri cinayetleri doğal ölüm diye kaydeder. Medya, babasının ölümünün üzerine: “Çok sevdiği eşinin ölümüne kalbi daha fazla dayanamadı.” diye yazar. Buyruk yerine getirilmiştir.

Travmatik bozukluklar devam eder. Demek ki cezalandırılması gereken yeni bir sorumlu aramalıdır. Kendisine, kazanmak uğruna her şeyi yapabilme serbestisi veren ve uzun yıllar dadılığını yapan son dadısını günah keçisi ilan eder. Uşağını çağırıp ortadan kaldırılmasını ister. Uzun sürmez, hırs ve rekabetin müsebbibi olan dadı, nasıl katıldığı muamma olan bir dağ yürüyüşü esnasında kayalıklardan itilerek öldürülür. Ölümü tutanaklara kaza olarak geçirilir. Elbette şanına uygun bir ölümle ödüllendirilmiştir.
...

Dr. Anderson Rus Dadı ile özel olarak görüşür. Arsız Sarmaşık’ın anne ve babası hakkında daha detaylı sorular sorar. Anlaşılan o ki Rus Dadı da onlara hayranlık besliyordur. Bu nedenle dadı da kusurludur. Dadının yaptığı görüşmeleri irdeler ve nihayet görüşmelerde aykırı bir ses gibi gözüken ilkokul öğretmenini fark eder. Dadıdan derhal Arsız Sarmaşık'ın ilkokul öğretmenini getirtmesini ister. Dadı, bunun pek zor olmayacağının bilinciyle hemen kabul eder. Birkaç gün sonra öğretmen Dr. Anderson’un huzurundadır. Bir müfettiş gibi çalışan doktor, görüşme sonunda nihayet problemi kavramıştır. Artık son seans üzerine çalışıp hazırlıklarını tamamlar. Terapiyi bitirecektir.

İlk seansın üzerinden tam bir yıl geçtikten sonra yeni bir seansta yine konuşan Dr. Anderson: “ Saint Augustin der ki; İnsanlar dağların zirvelerini, denizin dalgalarını, büyük nehirleri ve zengin okyanusu temaşa ederler; fakat en büyük mucize olan kendilerini görmeden geçip giderler. 

Tüm yaşamınız boyunca sekoya ağacı gibi hissettiniz. Devasa gövdesine rağmen sekoyaların da kozalağı diğer kozalaklarla aynı boyutlardadır. Sekoyalar da doğar ve ölür. Hatta yakınlarında su kaynağı olmazsa çok hızlı kuruyup devrilebilirler. Yangından değil ama susuzluktan ölürler.”

Arsız Sarmaşık: “Şu keşişin saçmalıklarını anlatmanız beni etkilemiyor.”

Dr. Anderson: ” Güzel bir sinema filmini hızlandırarak izlemeye kalkarsanız bir sinema filmi izlemiş olmazsınız. Hayatınızın akışını değiştirecek bir bakışı, bir sesi veya bir vurguyu kaçırmış olursunuz. Oysa zamanın bir ritmi, bir tınısı ve bir rayihası var. Bir çiçeğin açmak için zamana eşlik edişi zamanın ritmidir, bir sanatçının eseriyle icra ettiği zamanın tınısıdır, iki sevgilinin arasında geçen özel bir anın kokusu zamanın rayihasıdır. Ömür, yani sahip olduğunuzu sandıklarınızla geçirdiğiniz süre de böyledir. 

Zamanın içine daha fazla üretim katarak yaşamaya kalktığınızda yaratımınız sadece çöptür. Sürekli yarım kalan, anlam ve rayihası olmayan, birbiriyle bağlantısız tüm girişimleriniz ile devasa bir çöplüğe sahipsiniz. Zamanı da diğer her şey gibi anlamını kavrayamadan tüketiyorsanız. Üstelik buna güç ve konfor diyorsunuz. Söyler misiniz bana siz bu keşişten daha mı mutlusunuz? Sizin yaşamınız bir çobanınkinden daha mı anlamlı?”

Arsız Sarmaşık: “Benim ömrüm daha mutlu olmayabilir ama daha yüce. Yücelik varken anlam ve uyuz bir hazzı neden seçeyim. Rabbimin isteği de budur; çoban koyunlarını gütsün, ben de davardan farksız çalışan ordumu güdeyim.”

Dr. Anderson: “Kölelerin en azından ruhları özgürdü. Siz ise ruhu ve bedeniyle medeniyete tapınan köleliğin zirvesisiniz. Sizin yüceliğiniz adanmış köleliğin yüceliğinden başka bir şey değil.” der ve vurucu cümlesini bir baltanın sarmaşığın köküne saplanışı gibi hiddetle savurur: “ Bir keşişin iç huzuruna, bir seyyahın heyecanına, sahibi tarafından başı okşanan bir köpeğin mutluluğuna asla sahip olamadınız.” 

Arsız Sarmaşık, son cümleyle birlikte sarsılır. Belli ki canı çok yanmıştır. Havlama krizine girer. Dr. Anderson'ın beklediği olmuştur.  Tam o anda danışanının ilkokul öğretmenini odaya alır. Öğretmen, şaşkınlık içinde: “Bu köpek havlamıyor, acı acı ağlıyor.” der ve Arsız Sarmaşık’ın başını okşamaya başlar. Elleriyle saçlarını sever, boynunu sever ve sonra sevgiyle sarılır. Bu durum bir dakika kadar sürdükten sonra Arsız Sarmaşık havlamayı bırakarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Adeta bir bebeğe dönüşür. Hayatında ilk defa ağlar. Öyle bir ağlamadır ki saatlerce sürer ve duyan herkesin boğazı düğümlenir. 
...

İlkokul öğretmeni kısa süre tanıdığı o küçük çocuğun derin mutsuzluğunu hiç unutmamıştı. Günün birinde okul kapısında bir köpeği severken çocuğun kendinden geçmişçesine ona bakışından çok etkilenmişti. Çocuk beni de sev der gibiydi. Sonra dadısıyla ilişkilerinde çocuğun camdan bir heykel gibi dokunulmadan yetiştirilişine şahitlik etmiş, ruhunun giderek kabuk bağlayışını gözlemlemiş; müdahale etmek için çocuğun ailesini uyarmış ancak aile onu dinlemek yerine çocuğunu da alıp okulu terk etmişti. 

Dr. Anderson, öğretmenin kendisine anlattığı kısacık bilgiden şu dersi çıkarmıştı: Dokunulmayan, sevgisiz bırakılan çocuk bir travma yaşıyordu. Kendisini değersiz hissediyor, her çocuk gibi bu durumda kendisini suçluyordu. Çok akıllı yetişkinler bile kötülükle karşılaştıklarında ne yapacağını bilemezken saf bir çocuk ne yapabilirdi ki? 

Öğretmenin paylaştığı hatıranın yaşandığı anda çocuk ilkokul öğretmenini annesinin yerine koydu, köpeğin yerine de kendisini; öğretmenin köpeği sevmesi gibi annesinin de o anda kendisini sevmesini arzuladı. İstediği olmayınca arzusu bilinçaltına yerleşti. Bilinçaltında yıllarca saklı duran bu arzu en sonunda onu kariyerinin zirvesindeyken davranış bozukluklarına yöneltti. Bir duygusal boşalım yaşayan Arsız Sarmaşık, zihnini bu takıntıdan arındırdı. Bir müddet sonra doğaüstü görünümüne yeniden kavuşup, yaşamına kaldığı yerden devam etti. Terapi son bulmuştu.

Seyfi Elçiboğa

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3 saat önce
15 gün önce
50 gün önce
74 gün önce
125 gün önce
126 gün önce
127 gün önce
155 gün önce
162 gün önce
169 gün önce
172 gün önce
197 gün önce
288 gün önce
296 gün önce
322 gün önce
323 gün önce
324 gün önce
337 gün önce
345 gün önce
429 gün önce
456 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=