Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

Yeraltından Yeryüzüne: Sedat Peker

17 Haziran 2021, 16:17 - Okunma: 883

Kavram ve semboller zaman, mekan ve öznenin müsait kavşağında duraklarsa  hayli yıkıcı olabilir. Balzac durduk yere  “Bir kelimenin insanın hayatını değiştirdiği çok görülmüştür.” cümlesini sarf etmemiştir. Bugünlerde adeta Balzac’ı doğrularcasına Sedat Peker’in “Bir tripoda, bir kameraya yenileceksiniz!” sloganı gök taşı etkisiyle topraklarımıza düştü. Sözü söyleyenin, sözün söylendiği zamanın ve sözün dile geldiği mekanın eşsiz uyumu sebebiyle bu slogan kısa zamanda öyle tesirli oldu ki özellikle genç kuşağı adeta etkisi altına aldı. Yazının geri kalan kısmını “Var olan şey yok, yok olan da var edilemez” cümlesini aklınızda tutarak okumanızı isteyeceğim. Fransız kimyacı Lavoisier’in bu sözleri aslında “Maddenin veya kütlenin korunumu yasası” olarak bilinse de ansızın ortaya çıkan olay ve olguları açıklamakta ne denli maharetliymiş, yazının bitiminde anlayacaksınız.

Sedat Peker vakasını anlamak adına erk, özel mülkiyet, miras, aile, sınıflaşma, hiyerarşi, hukuk, devlet, suç ve mafya kavramlarından söz etmeliyim. 
Sizleri sıkmadan ifade edeceğim.

Avcı toplayıcı insan, eti ve meyveyi paylaşarak tüketirdi. Oysa toprağı işlemeyi öğreten kadınların etkinliğinde tarıma geçildiğinde ilk defa artık ürün ortaya çıktı. Ürünün saklanması, depolanması gibi nedenlerle güçlü erkekler söz sahibi olunca erk, paylaşım sorunları dolayısıyla özel mülkiyet, biriken metanın ölümle evlatlara geçmesi istenildiğinden miras, evvelden belirsiz olan eş ve evlatların mirastan faydalanması önem kazanınca aile, çok sayıda ailenin varlığı sayesinde inşa edilen kentlerde üretimin erke uygun düzene konulmasıyla sınıflaşma, sınıflar arası ilişkiyi yürütebilmek adına hiyerarşi, ilişkilerin ekonomik, sosyal ve siyasal sürekliliğini sağlamak için hukuk, kargaşa ve barbar saldırıların önlenmesi ile hukukun sağlanması için devlet kavramları keşif ve icat olunmuştur. 

Devletin bir hayli tanımı yapılıdır. Peker’in önemle üzerinde durduğu akılcılık felsefesi, konumuzla alakalı olduğundan sadece öne çıkan akılcı (rasyonelist) düşünürlerin devlet hakkındaki tanımlarını örnek vereceğim.  Hegel, “Devlet varolan, gerçek törel yaşamdır. Çünkü devlet genel, özsel istenç ile öznel istencin birliğidir, bu da törelliktir.” derken Kant’a göre “Devlet, ahlâki bir şahıstır.” Şahıslar eşya olmadığına göre devlet de eşya değildir. Ne alınır, ne satılır, ne devredilir, ne bağışlanabilir ne de miras yoluyla bırakılabilir. Aslında tanımların çoğunda ortak olan üç unsur vardır. Devletin tanımı için şöyle bir formül önerebilirim: İnsan + ülke + hukuk = devlet.

Sahip oldukları yazılı hukuka göre değişen devlet biçimleri aynı tarihler ve farklı mekanlarda benzer veya farklı şekilde gelişirken, devletin kökeni olan aile de varlığını sürdürür. Tarıma dayalı ilkel topluluklardan nasıl ki kent-polis devletleri ortaya çıktıysa benzer şekilde daha küçük topluluklardan da alfa aile yönetiminde hiyerarşik yapılar  ortaya çıkar. Mesela M.S 1100’lü yıllarda Arapların egemenliğinde olan ve tarımla uğraşan Sicilyalılar, Norman Lewis’e göre Arapça “sığınılacak yer” anlamında Mafia dedikleri bir yapı biçiminde örgütlenerek işgalcilere ve işgalcilerin işbirlikçilerine karşı korundular. Bugün bile Sicilya’da bir kültür olarak varlığını sürdüren mafya yine Arapça bir kavram olan omerta (mertlik) denen töreye dayanır. Omerta, sözlü hukuktur. Anlıyoruz ki devlet ile mafya oluşum yönüyle benzerdir. Mafya suç ekonomisine dayanırken omerta gayrı meşru hukuktur. 

Mafya tehdit, rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, cinayet, sabotaj, kundaklama gibi stratejik ve taktik suçlar; kumar, uyuşturucu, kadın, organ, çalıntı mal, hileli iflas gibi yasadışı iş ve faaliyetler; galericilik, döviz bürosu, sanayicilik, otopark, otel, tekstil, turizm, futbol, nakliye gibi yasal işler; bankacılık, inşaat, kredi kartları, eğlence mekanları, sigortacılık, tahvil ve bono gibi büyük işlerde bulunur. Bütün bunları yaparken hükümet ve devlet mekanizması içine yerleştirilmiş üyeleri ile gücünü uluslararası boyuta taşır. Ayrıca milyonlarca insanın mağdur edildiği bu suç düzenini sürdüren suç örgütleri bir yandan da kamuoyu desteği alabilmek adına sosyal yardım faaliyetlerini de esirgemezler. Kuzey Amerika’da on binlerce insanın yaşadığı şehirlerde yol yapmaktan, hastaları tedavi etmekten, evlere erzak dağıtmaktan, aman diyen fakirlere para vermekten kaçınmazlar. Mesela Yakuza’nın önde gelen grupları 2011 Tokyo deprem ve tsunamisinde halka yardım için yüze yakın kamyon ve tır içinde battaniye, su ve gıda yardımında bulunmuştu. Elbette suç örgütü mensubu da olsa yardım etmenin yardımda bulunana psikolojik bir yararı var, kişiye kendisini iyi ve güçlü hissettirir. Suç örgütü mensubu da olsa tamamen insani duygularla da iyilikte bulunmuş olabilir. Ancak sosyal anlamda toplum nezdinde yardımda bulunana minnet duygusu ve itibar kazandırır. Kocaeli depreminin ilk anlarında kamu kuruluşlarından önce deprem yardım çadırı kuran Peker ve adamları hem basında hem depremzedeler nezdinde itibar kazanmıştır.

Öte yandan toplumun suça karşı eğilimli olması için mafya bazı film ve dizilere sponsor olur. Şiddet içeren, gangsterlerin maceralarının anlatıldığı film, dizi ve kitaplar muazzam ilgi görür. Mafya liderleri bu yolla sempatik, haklı kahramanlar olarak tanıtılıp, halkın bir kesimi özendirilerek çetelerin eleman bulması sağlanır. Medyatik olan, ne denli ahlaksızlığa ve ne denli büyük suça bulaşmış olursa olsun hâlâ toplumun gözü önünde ise aklanmış sayılır. Toplumsal hafıza kısa sürelidir, toplum çabuk unutur.  Suç örgütü liderleri film yıldızlarını aratmayan imajlarıyla ne kadar tanınmış, saygın kişi ve kuruluş varsa yanlarında görünmeye çalışır. Meşru ve meşhur olmak önemsenir. Kötü geçmişleri bu sayede temizlenir. Aklama fonksiyonu ile medya sektörü kirli servetten payına düşeni alır. 

Kirli ve acımasız yönüyle mafyanın kendi içinde ve rakipleriyle girdiği mücadele ilişkisinin biçimi devletlerin birbiriyle girdiği ilişki biçimine bir hayli benzer. Birinci ve ikinci paylaşım savaşında devletlerin ölümüne sebep olduğu 70 milyon insanın yanında mafya savaşlarında ölen insan sayısı önemsiz kalır. Mesela Sovyetlerin Afganistan’ı işgalinde işlenen cinayetlerin sayısı ve işleniş biçimi korkunçtur. ABD’li askerlerin Vietnam’da, Irak'ta yaptığı katliamlara ne demeli? Fransa, Belçika ve İtalya’nın Afrika’ya çökmesi mafyatik ve barbar olmanın çok ötesinde bir tanımı hak etmiyor mu? Japonya’nın senelerce Çin’i, Britanya’nın Hindistan’ı sömürmesi, Meksikalı kartellerin Meksika halkına yaptıklarından çok daha fazla acımasızdır. Devletler, gücünü uluslararası meşru hukuktan, suç örgütleri ise gayr-ı meşru hukuk olan töreden alır.

Amacım suç örgütlerinin yaptıklarını meşrulaştırmak ve devlet yapılanmasını itibarsızlaştırmak değil ancak haksız-emeksiz servet edinme ve güç mücadelesinin bu iki yapıyı ortak amaç münasebetiyle birbirine bağımlı kıldığını anlatmak istiyorum. Bugün, yeryüzünün en güvenilir ülkeleri kabul edilen İzlanda, Portekiz, Avusturya, Danimarka, Kanada, Singapur ve Çekya gibi ülkeler refah seviyesi yüksek, işsizlik seviyesi düşük, şeffaf demokrasi ile yönetilen, suça karşı iyi eğitilmiş dirençli bir toplum ve adil hukuk sistemine sahipler. Mafyanın pek zayıf kaldığı, suç oranının düşük seyrettiği bu ülkelerin bazılarında polis ateşli silah bile taşımaz. Demek oluyor ki devlet yapısını yozlaştıran suç örgütleri ve derin devletin varlığı, derin demokrasi ile son bulurmuş. 

Yeraltından yeryüzüne çıkmaya çalışan Sedat Peker meselesine girmeden evvel suç kavramını, yine akılcılık penceresinden irdelemek istiyorum. Hegel’e göre suç bir haksızlık olup, hakkı hukuku inkar etmektir. Kant’a göre kastedilmiş ama öngörülebilir bir ihlal suçtur. Bir ihlalin hukuki yankısı da cezadır. Suçlu davranışının açıklanmasında rasyonel tercih teorisine göre bireyler özgürce suç işlerler. Suçlu; düşünen, hesap eden ve rasyonel tercihler yapan bireydir. 

Sırf bu tanımlara bakarak akılcı olduğunu iddia eden bir suç örgütü mensubunun, özgür iradesiyle tercih ettiği bir yaşamı uyguladığı ve sonuçlarını peşinen kabullendiği söylenebilir. 

Toplumun yüzde biri antisosyal kişilik bozukluğuna (psikopat) sahiptir. Ne ilginçtir ki toplumun yine yüzde biri üstün zeka (dahi) sahibidir. Öyle görünüyor ki Peker’de her iki özellik çakışmış olarak karşımıza çıkıyor. Karizmaya verdiği önem ve sahip olduğu entelektüel birikim ile İtalyan kökenli ve “profesör” lakaplı mafya lideri Luciano Leggio’ya benzetilebilir. Simetriye düşkünlüğü ile tıpkı kendisi gibi obsesif olan Kant’ı kendisine örnek almış olabilir. Facebook sayfasında paylaştığı hayatını anlatan bir kitapta yazıldığına göre henüz 6 yaşındayken büyüklerine diklenir, 13 yaşında bir ergen irisiyken kahvehanede oturup tesbih çeker, sokaklarda kavga eder. 17 yaşında liseli bir öğrenciyken uyuşturucu kullanır. Kendisinden yaşça küçük, Deniz isimli bir kız çocuğunun uyuşturucu yüzünden ölümü ile sarsılır ve uyuşturucu kullanımını bırakır. Sokak çeteleriyle mücadeleye girişir. Anlaşılıyor ki o kızın ölümünde kendisini ciddi biçimde suçlamış ve bu suçluluk duygusu üzerine bugüne varan bir yaşamı erken yaşta edindiği tecrübeyle inşa etmiştir.

Behcet Cantürk’ten Dündar Kılıç’a, Abdullah Çatlı’dan Hüseyin Baybaşin’e, Sedat Peker’den Mahmut Yıldırım’a Türk mafyası yetmişli yılların sonundan itibaren diğerlerinin aksine daima devlet ile örtülü ilişkiler içerisinde olur. Mesela Türk mafyası içerisinde Abdullah Çatlı, Alaattin Çakıcı, Mahmut Yıldırım gibi isimler  terör örgütü üyelerine karşı yurtdışında MİT ile ortak operasyon yaptıklarını, bazı militanları öldürdüklerini gururla ifade ederler. Anlaşılması gereken ve istismarla yamultulan doğru şudur: devlete çalışmış olmak, ne iş yapmış olursa olsun hiç kimseye ayrıcalık veremez. Hiç kimse devlet için adam vurdum diyerek haksız servet edinemez, hukuksuz işlere girerek suç işleyemez.

2021’de Antalya’da yapılan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Stratejik Araştırma Kurulu toplantısında dile getirilen rakamlara göre Türkiye’de 32 organize suç örgütü ve yereller ile beraber 13.691 çete üyesi var. Türk dizi sektörü Ezel, Deliyürek, Kurtlar Vadisi, Çukur vb. şiddete ve suç örgütlerine özendirici kötü örnekler içerir. Ayrıca çetelere ait sosyal medya platformlarında bu gruplarca çekilmiş yüz binlerce içerik var. Bu içerikleri takip eden milyonlarca gencin varlığı, gözden kaçan gizli bir tehdidi barındırır. Peker videolarının izlenme rakamları yine aynı sitede Sedat Şahin’e ait, Alaattin Çakıcı’ya ait videoların da milyonlarca kez izlendiği gerçeğini örtmemeli. Bu insanlara özenen gençlerin varlığı ülkemiz için büyük bir risktir.

Ülkemizde 1,7 milyon uyuşturucu müptelası var. Son dokuz yılda ölüm sayısı 6 katına çıkmışken, dünyada, sırf 2020’de 585 bin kişi uyuşturucudan ölmüşken, gasp, yaralama, şantaj, araç hırsızlığı, haraç, komisyon, adam kaçırma, telefon dolandırıcılığı, sahtecilik, kaçakçılık ve kumar yüzünden ülkemizde milyonlarca mağdur acı çekerken suç örgütleri mensupları olağanüstü lüks şartlarda yaşam sürüyor. Mafyatik yöntemlerle elde ettikleri kirli paranın bir kısmını halktan kimi fakir fukaraya dağıttılar diye onları alkışlayalım mı? İşledikleri suçları görmezlikten gelelim mi? Dolandırıcılar da dolandırdıkları gariban emeklilerin kefen parasıyla felekten bir gece geçirip keyif çattıktan sonra ceplerinde kalan bozuk paraları  cami önünde bekleyen dilencilerin önüne atmıyor mu?

Sonuç olarak Türkiye toplumu yozlaşmış bir devlet yapısına sırtını yaslayamayacağının farkında. Bozulan ekonominin, aksayan devlet mekanizmasının, bir gelecek tasavvuruna engel olduğu hakikatiyle gençler lüks araç ve bol paraya sahip suça bulaşmış akranlarına özenmekte : “Herkes yolunu bulmuş, bir ben miyim enayi!” diyerek suç örgütlerine yönelmekte. Dürüst ve güvenilir bir toplumu tehdit eden ve son yıllarda adeta dev bir organizasyona dönüşen suç örgütlerinin ülkemizi yaşanılmaz bir hale getireceği göz önünde dururken suçla mücadelede en az etkili olanın polisiye tedbirler olduğu da biliniyor. Özgür basının susturulduğu, demokratik muhalefetin kısıtlandığı, içerden en ufak bir bilgi kırıntısının bile dedikodu yoluyla iştahla yayıldığı işte böyle bir ortamda bir yıl öncesine kadar ülkenin en korkulan güçlü isimlerinden biri, son beş yıl boyunca deyim yerindeyse hükümetin muhaliflerine karşı eli sopalı muhafızlık yapmış biri, devletin en tepesiyle yakın ilişkiler kurmuş biri, çıkıp kirli ilişkileri ifşa ediyor. Doğal olarak sözleri beklenenin çok üzerinde bir etkiyle gençlerin zihninde yankılanıyor. 

Dünyada eşine ender rastlanan bir şekilde ilk defa bir gangster devlet yetkilileriyle giriştiği kirli ilişkileri ifşa ediyor. Ve yine ender bir şekilde ilk defa bir hükümet, şimdilik, bu gangsterin itiraflarını görmezden gelmeyi tercih ediyor. 
Şu ana dek ortaya attığı ve çürütülemeyen iddialarına inananların oranı %75’i buluyor. İddia ettiği ifşaların toplumun ortak kaygıları olduğu söylenebilir. Toplum, güçlü bir iştahla her paylaşımının üzerine atlıyor. Uzun zamandır mesleğini icra edemeyen gazeteciler bile nasılsa Peker söyledi diyerek bugüne dek görüp yazmadıklarını yazıp anlatmaya başladılar. Siyasi muhalifler cılız bir dil ve eylemsizlik ile Peker’i izliyorlar. Dış basın yakından takip ediyor. Ancak ne hikmetse yargı ve hükümet çevresi “bir delinin zırvaları” kabilinden umursamaz bir tutum takınıyor. 

“Bir tripoda, bir kameraya yenileceksiniz!” sözünün nasıl bir sonuç vereceğini şimdiden kestirmek mümkün değil. Peker, elbette bir kahraman değil, cesurca ifşaları onun geçmişte yaptıklarını aklamaz, onu haklı ve meşru kılmaz. Ancak anlattıkları bağımsız yargıda soruşturulursa doğruluğu kanıtlanabilir.  Yine de toplumda derin bir sorgulamaya sebep olmuştur. Sedat Peker’in kendisi değil belki ama bizzat halkın çoğunluğu isterse devletin bozulan mekanizması onarılabilir, radikal demokrasi ve şeffaf bürokrasi ile devletin yeniden tesisi mümkün olabilir.

Seyfi Elçiboğa

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
4 saat önce
15 gün önce
50 gün önce
75 gün önce
125 gün önce
126 gün önce
127 gün önce
152 gün önce
155 gün önce
162 gün önce
169 gün önce
172 gün önce
197 gün önce
288 gün önce
296 gün önce
322 gün önce
323 gün önce
324 gün önce
337 gün önce
345 gün önce
430 gün önce
456 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=