Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

Ahraz Toplum

09 Temmuz 2021, 09:08 - Okunma: 175

Bilgiye erişimin bir parmak mesafede durduğu şu devirde bir tüketim nesnesi olarak bilginin bir yandan tüm asırları aşan bir hız ve miktarda üretimine, diğer yandan üretilmiş onca bilginin tüketilerek çöpe dönüşümüne tanıklık ederiz. 
Niteliği sonlanan ve işlenemez hale gelen her tür nesne için çöptür denir. Terabaytlar dolusu bilgi çöpü ağ ortamına saçılmış durur; kötü çekilmiş absürt videolar, kalitesiz görseller, kopyala-yapıştır hazırlanmış uyduruk haberler, uç uca ekli köprülerle birbirine bağlı tuzak siteler, sosyal medya teraneleri..
İşte bunca çöp içerik arasında doğru bilgiye ulaşmak için sarf edilen çaba öyle arttı ki samanlıkta iğne aramaya kesildi.  Arama listesinde irice puntolarla, en çok aranan kelimelerle donatılarak yazılmış metin başlıklarını tıkladığımızda üç beş satırlık bilgiye ulaşmak için bir kaç kez daha tıklamamız ya da sayfanın en altına kadar inmemiz istenir. Sayfada gezinirken ekranın her tarafını kaplamış tuzak görsellere kazara dokunur, açılan yeni pencereleri kapaya kapaya ilerler, ekseriyetle takla attırılıp çoğaltılmış paragrafları okuya okuya metnin en sonuna vardığımızda bunca zahmete karşın aradığımız bilginin esasen incelediğimiz sayfada hiç yer almadığı gerçeğine toslayarak hayal kırıklığı yaşarız. 
Ağda görünür olabilmenin bedeli arama motorlarına bol sıfırlı ücret aktarımıdır.  Ücreti ödeyememiş sitelere ulaşabilmek için sorgulama çubuğuna aradığımız sitenin ismini tam ve eksiksiz yazmak zorunludur. Öyle ki bu nedenle edebi, sanatsal ya da bilimsel anlamda en üst yaratıma sahip yazınsal veya görsel bir içerik bile ağ ortamında çok uzun bir süre keşfedilmeden bekleyebilir. Böyle bir konumda koca bir çarşıyı andıran ağ ortamında gezinirken satıcıların çığırmaları yüzünden gri renkte bir kafa karışıklığı ve süreğen yorgunlukla baş başa kalırız. Bu sayede ekranda beliren upuzun sözleşme metinlerini okumadan işaretler, şartnameleri kabul edip tanıtım bildirimlerinin gelmesini peşin peşin kabul ederiz.
Bilgiyi gizlemenin zorlaştığı bu devirde bilgiyi saklamak yerine meraklıların dikkatini dağıtmak, bilgiyi yozlaştırarak sunmak, bilgiyi önemsizleştirmek gibi yöntemler tercih edilir. Ve elbette bu konuda çağdaş, bilimsel, en ileri teknikler denenir, bununla da yetinmeyip etkileşim ile avlanan alıcıları daha fazla avlayabilmek uğruna daha iyi sonuç alacak bilimsel buluşlar aranır.
Görünür olmak için sarf edilen toplam enerjinin savaş meydanında verilen muharebelerde harcanandan farksız olduğunu bilmemiz gerekir. Ne ki bot hesaplar, taklit veya yönlendirici adresler, yapay zeka kullanan program takviyesinin yanı sıra öncü grupların liderliğinde toplulukların birbiriyle sürüler halinde içerik üreterek baskın konuma gelme çabası müzmin olduğu kadar gaddar da olan bir çatışmanın simülasyon halidir. 
Hukukçular kadar hekimlerin de sıklıkla yakındıkları bir konu da bunca bilgi çöpüne rağmen internet üzerinden özellikle de uzmanlık isteyen durumlarda bilgilenme zahmetinin nafile, yarım veya hatalı bilgi edinmenin ise zehirli akıbetidir. 
Doğru bilgi, nesnel olan, delillerle kanıtlanmış, bilim insanlarınca savunulan bilgidir. Bu alanda çalışan Kierkegaard, doğruyu ikiye ayırır: Nesnel doğru ve öznel doğru. Tanımını ilk cümlede verdiğim nesnel doğrunun açıklamakta kifayetsiz kaldığı sorular karşısında fertlerin kendi iç dünyalarında inandıkları cevaplara öznel doğru demektedir. Mesela hayatın anlamı nedir, ölümden sonra hayat var mıdır gibi sorulara bilim yerine dinler cevap verir. Şüphe duyulsa bile iman edildiği için bu tip cevaplar inançlı insanlar için rahatlık yaratır. Öznel doğrular kişinin sosyal ve siyasal tercihleri, insan ve çevre ilişkileri üzerinde kuvvetle belirleyicidir. Bu doğrular şüphe uyandırıcı nesnel doğrulara karşı mantıksız ve akıldan yoksun görünse de kişinin kendisince mahremi sayılarak korunur.
Nesnel doğrular konusunda tuzaklardan biri de çoğunluğun sahiplendiği bilginin her zaman doğru bilgi olmayabileceği gerçeğidir. Örnek vermeden evvel sosyal psikolojide çok ünlü bir deney olan Asch deneyini hatırlatmak isterim. Dr. Solomon Asch önceden hazırladığı bir grup gönüllü ile insanın sosyal uyumluluğunu deneyler. Evvela hazırlanmış, çalışılmış ilk birkaç soruya ajan grup üyeleri doğru cevap verir. Böylece denek üyenin güveni kazanılır. Ajan grup, sonraki tüm sorulara ağız birliği ederek yanlış cevap verirken denek üye ise şaşırır, kafası karışır ve doğru cevabını bildiği halde soruların bir kısmına ajan grubun ifade ettiği yanlış cevabı vermeyi seçer. Denek üye topluluk tarafından dışlanmamak veya toplulukla uyumlu olmak adına bile isteye özgür iradesinden vazgeçer. 
Örneğin ağ ortamında en çok etkileşim alan paylaşımların diğerlerinden daha hızlı bir biçimde fark edilmesi ve yine diğerlerinden daha fazla etkileşim almayı sürdürmesi Asch etkisi ile açıklanabilir. Elias Canetti’nin ifade ettiği gibi kitlenin aklı ve yetenekleri ortalamanın altındadır. Bu nedenle kitle vasat ve gericidir. Daha açık örneklemek gerekirse çeşitli internet sitelerinde var olan filtreleme özelliği kullanıldığında en çok satılan, en çok izlenen, en çok yorumlanan, en çok puan alan gibi niteliklere göre ürünler sıralandığında vasatlık göze çarpar. Sosyal medyada ise çok takipçili hesap sahiplerinin zırva paylaşımlarının bile kitlenin niteliğiyle orantılı olarak en yüksek etkileşimleri alması Canetti’yi doğrular seviyededir. Kitle daima yanlış tercihler yapmayabilir ancak kitle daima çoğunluğun yöneldiği öğeyi tercih eder. Kitle kolaylıkla aldatılabilir.
Bilgiyi gizlemek, bilgiyi kontrol altına almak, bilgiyi yönetmek; gerektiği kadar bilgi çöpü üretip, gerektiğinde çöp yığınları arasından doğru bilgiye erişimi sağlayabilmek iktidar erkinin hayatta kalma mücadelesine dönmüştür. İktidarın üç önemli ayağı güç, gizem ve sürattir. İktidar sahip olduğu bilgiyi ustaca gizler, giz yada bilinmezlik yurttaşlar arasında korku doğurur. İşte üretilmiş bu korku toplumu ahrazlaştırır,  iktidar gizemli oldukça içe kapanan, ahrazlaşan toplum itaatkarlaşır, toplum itaat ettikçe iktidar da otoritesini pekiştirir. 
Tarih buna benzer sayısız otoriter devlet oluşumuyla doludur. Otoritenin halk nezdinde çok uzun sürdüğü ülkelerin varlığı bilinse de bilgi çağında artık bunun pek de mümkün olmayacağı açıktır. Çünkü artık bilgiyi saklamanın maliyeti sorumluluk alarak bilgiyi şeffaf biçimde paylaşmakla ortaya çıkabilecek problemlerin maliyetinden çok daha fazladır. Bilgiyi gizleme maliyetinin esasen en hafif olanı fakat iktidar unsuru için en ağır kısmı şüphesiz iktidarın devredilmesidir. Oysa korkunun cılızlaştırdığı toplumun üretim ve verimde yaşadığı kısırlık ülke ekonomisi için telafisi zor bir yıkım doğurur. Ahaliden milyonlarca insanın yaşadığı kırılma koltuk devri kaygısının fersah fersah üzerindedir.
Arthur Schopenhauer’un dediği gibi “Bilgimiz arttıkça ıstırabımız da artıyor.” Bence hepimiz daha berrak, daha net bir bilgi akışını hak ediyoruz. Gerek tarihi gerek güncel, bizleri ilgilendiren her gizemin açığa kavuşmasına ihtiyacımız var. Politik cinayetler, büyük toplumsal hareketler, devletler arası anlaşmalar ve aklınıza ne gelirse... Efendim devletin sırları olur, aksi halde devlet yönetilemez, öyle mi? Hayır efendim, o evvelki asırda kaldı, geçin bunları. Kimden neyi saklıyorsunuz? Bence devletin hükmü altında bilinmezlik yoktur, ahaliden gizlenen sırlar vardır. Bütün mesele olan biteni konuşmaya karar vermektir. 
Seksen üç milyon insan konuştukça güzelleşir. Daha çok konuşmak, daha çok tartışmak ve tüm düğümleri konuşarak çözmek hepimize çok yakışacaktır. Toplum konuşmaya, anlatmaya, sözün gücünü ortaya koymaya bir başladı mı sadece sözcükler değil şu anda kime, hangi topluma hitap ettiği müphem olan müzik, dizi, sinema, resim, heykel, edebiyat, şiir, mimari, tasarım ve sanat da konuşacak ve coşacaktır. Bilginin kirlerinden ve esaretinden azat olduğu gün seyreylemeli bu toprakların baharını...
Seyfi Elçiboğa

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
72 gün önce
73 gün önce
74 gün önce
102 gün önce
109 gün önce
116 gün önce
119 gün önce
144 gün önce
235 gün önce
243 gün önce
269 gün önce
270 gün önce
271 gün önce
284 gün önce
292 gün önce
376 gün önce
403 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=