Lütfen bekleyin..

Tahir Miroğlu

BÜYÜK TEHLİKE!

29 Temmuz 2021, 17:37 - Okunma: 990

Kadim ülkemiz son dönemlerde yaşanan ağır vakalar sonucu güneşe bırakılan bir buz kütlesi üzerinde durmuş vaziyette bir hal almıştır. 
Ülke; ekonomik çöküntüyle başlayan, yüksek miktarda dış borç, işsizlik, açlık, sefalet ve bu sebeple gerçekleşen intiharlar, baskı ve zorbalık, anayasanın askıya alınması, hukukun katledilmesi, israf ve daha birçok sorun ile boğuşmakta ve halkı köleleştirme politikası ile içinden çıkılmaz bir duruma düşmüştür. 
Uluslararası ilişkilerimizin zayıfladığı bu dönemde ülkemize sızan ajanların her yerde kol gezdiği, Batıda Yunanlıların, Doğuda Ermenilerin ve PKK terör örgütünün, Güneyde PYD terörist gurubun düşmanlığı ve sinsi planları şimdilerde Trakya ve Karadeniz de başlayan ABD ve RUSYA donanmasının karşı karşıya gelmesi ve sınırımızda konuşlanmaları, ABD iş adamlarının ve İngiltere uşakları olan Katarlılar ve diğer Arap ülkelerinin Türkiye’de toprak ve fabrikaları satın alması ülkemizi ve geleceğimizi oldukça zor bir sürece sürüklemektedir.
Arz-ı Mev’ud projesi bugün maalesef  başarıyla işlenmekte olup Irak, Suriye ve dahi tüm Orta doğu ülkelerine başarıyla uygulanmıştır.  ABD Senatosunun 2025 yılında parçalanacak ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu ve bununla ilgili 2016 yılında New York Times Gazetesinde Thomas Wilson’ın çizmiş olduğu ve ülkemizi üç parçaya ayıran haritayı yayımlaması tehlikenin vehametini gözler önüne sermektedir. 
Kritik yıllar başlamıştır. Reel Dünyadan sanal dünyaya geçişin olduğu bu dönemde Sırat köprüsünde olduğumuzu unutmamalıyız. Sevr antlaşması alenen uygulanmış durumdadır. 
Türkiye tehlikenin ortasındadır. Ülkemiz örtülü savaştadır. Ani saldırıların olacağı aynı şekilde kontrollü kaos ortamlarının yaratılacağı bu dönemde, halk parti savaşlarına yönlendirilerek minimize edilecek böylece siyasi çöküş başlayacak, bununla birlikte iktisadi çöküşü de beraberinde getirerek ülke büyük bir kıskaca girecek, bu kuşatmada Amerika, Rusya, İngiltere, Çin ve Avrupa ülkeleri birlik olacak, Türkiye’yi yalnız bırakacaklardır. Yutulur lokma şekline getirilip projeye dahil edilmek isteniyor. Orta doğu ya oynanan oyun bugün ülkemize oynanmaktadır.
ABD ve NATO üsleri tehlike arz ettiği gibi işgal izlenimi vermektedir. 
Tek kutuplu Dünya sistemi ile insanlığı arz-ı mev’ud’a yani Siyonizm krallığına bağlamak, mevcut bütün sistemi ve tehlike arz eden milletleri yok etmek için çalışmaktalar. Hedef artık Türkiye’dir.
Akdeniz, Karadeniz, ve Doğuda tespit edilen yer altı kaynaklarımıza göz diken bu emperyalist güruh bu bölgelere konuşlanmak istemektedir. Amerika tarafından ülkemize uygulanan CAATSA yaptırımı, Rusya’nın Karadeniz de yapmış olduğu baskı, Montrö sözleşmesinin feshi ile birlikte uygulanacak olan politika, siyasi krizin dibini bulacağı dönemi beraberinde getirecektir. 
Döviz kurunun yakın zamanda on beş bin TL’yi bulması bununla beraber paramızın itibarsızlaşması, yok edilişi çok büyük sorunlara mahal verecektir. 

TV’lerde halkı zengin, ahlaksız, kargaşa, düzensizlik gibi yaşam biçimlerine özendirmesi ahlaki çöküşe sebep olan ve cehaletin pandemisine esir olmuş bir güruhun ortaya çıkmasına neden olacak ve işgalin kaçınılmaz olduğunu bize açıkça gösterecektir. Roma imparatorluğu ile başlayan despot yönetim mantığıyla hareket eden birçok devlet çürümeye yüz tutarak yıkılmıştır. Bu despot yönetimin halka kan kusturan yüksek vergileri, hayat pahalılığı, rüşvet, yolsuzluk gibi sorunlar  nedeniyle imparatorluklarını tarihe gömmüştür.
Yeni Dünya düzeni ile “GLOBAL GREAT RESET” ilan edilerek sınır, rejim ve iktidar yapılarıyla para, hukuk ve ordulara yeni bir düzen için düğmeye basılmıştır. Yapay zeka ile donatılmış insanımsi robotlardan oluşan siber ordular oluşturulmuş ve kıyamet savaşının ortaya çıkacağı günlere hazırlık yapılarak insanlığı yok etme planları devreye girmiştir. 
Ayrıca küresel iklim değişikliğinin getirdiği felaketler göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Dünyamız ısınıyor. Dünya’da ki buzulların %90’nı Antarktika’dadır. Yılda yüz milyon olimpik havuzu dolduracak kadar buz kütlesi kaybediyoruz. Kutuplarda bu denli hızlı şekilde buz erimesi olursa deniz seviyesi yüzyılın sonunda ülkeleri sular altında bırakacak surette 65 cm yükselerek yeni haritaların oluşmasına neden olacaktır. Dünyanın neresinde olursak olalım bu eriyen buz kütleleri kapımıza kadar gelecek ve yaşamımızı tümden değiştirecektir. 
Günümüz toplum sorunu ve yok olma ihtimalini İbn-i Haldun şu şekilde sıralamıştır; 
Dayanışmanın yok olması, üretimin zayıflığı, tüketim çılgınlığı, vergilerin artması, liyakatın dikkate alınmaması, adaletsizlik, umutların kırılması, göçün hızlanması, iblisane bir gurur, kibir, gösteriş, riyakarlık, yalakalık ve en önemlisi asıl ilginç olanı bütün bunları görmezden gelen bir topluluğun olması…
Yine aynı şekilde Kanun-i Sultan Süleyman Yahya Efendiye “bir devlet hangi halde çöker” diye sorduğu soru çok manidardır.  
Yahya Efendi şöyle cevap vermişti; Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenlerde “NEME LAZIM” deyip uzaklaşsalar, koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin feryadı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür.
Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır, asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur, çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir…

Evet “NEME LAZIM” dediğimiz sürece ülkemizin bekası tehlikeye girer ve gemimiz batmaya yüz tutar. Gerek Dünyamız gerekse ülkemiz ve insanlık için gerekli tüm tedbirleri almak ve bu yönde çalışmalar başlatarak süper güç olma yolunda ilerlemeliyiz. 
Bu sebeple bu yabani güruha yem olmamak için ittihad-ı islamı Türk sancağı altında toplayarak 
Kuran el Kerim esaslı bir sistem geliştirerek tek yürek, tek yumruk olmakla, üreterek, hak, hukuk, adalet eksenli çalışarak, israftan kaçarak, itibardan ve tüm kamu kurumlarında tasarruf ederek, 
halka gereken destek ve değer verilerek, bilinçli şekilde hareket edilerek ülkemize ve Dünyamıza sahip çıkmalıyız. 

GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNİ İNŞA EDEMEZ.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=