Lütfen bekleyin..

İbrahim Rüzgar

YOKLUĞUMUZ

02 Haziran 2015, 18:40 - Okunma: 1639

Duvara asılmış eski bir fotoğraf şimdi yokluğun/ ayrılığımız. Yıpranmış, eprimiş, tozlanmış, solmuş, unutulmuş. Hatırlandıkça unutulmak istenen  silik bir mazi. Geçmiş, geç kalınmış, doğru mu yanlış mı olduğunun hesabı yapılan eskilerden kalma bir anı şimdi. Bir yerde söylendikçe akıllara gelen bir kitap cümlesi, bilmem hangi sahnede söylenilen bir tirat..

Anılar, geleceğin kara delikleridir.

Eskiyor yüzün. Sisleniyor yüzün, bulutlanıyor yüzüm gözüm, yağmur yağmayacak ama hiç heveslenme. Kursağında kalmamıştı hiçbir şey vaktinde senin ama bu sefer olmayacak isteğin yağmayacak o ve mevsim hazana dönmeyecek yüzünü. Çünkü bahara istençli yüreğim. Çünkü kuşların ve çiçeklerin birer yürekleri var bilirim ve bilirim ki tohum filiz vermeye istençli. Çatlayacak tohum, yeşerecek filiz.

Bir kararsızlık hali. Döngü, galaksi, karmaşa, Hayyam

Mutsuz bir hayatın, eprimiş bir yaşam öyküsünün, mutlu sonla bitmeyen bir masalın, ilmek ilmek dokunmuş bir nakışın söküğüyüz şimdi. Sökük başladı ve şimdi biz ve biz aynı yerde mola bile vermeyen iki yolcuyuz. Başka şehirlerde başka türküler dinleyen iki düş kırığıyız. Cam da kırılır can da kırılır. Sahi kırılan kaç camın ederi bir can eder?

 Trenler rüyaları bile böler ve biz bölündük.

 Böldük, bölüşülmeyen bölünemeyen her ne varsa. Yaşamın yüzüne bakmadan, görmeden hayatın gözlerini, hissetmeden yüreğini. Böldük işte, yapmamamız gerekirken ve toprağa inat, anneye inat, çocuğa inat, süte inat sen böldün, ben böldüm. Sen eksildin ben eksildim, duvardaki saat eksildi, bardaktaki su, güzün hüznü, baharın neşesi…

“içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi”

Yazdıkça azalıyorum biliyorum. Yazdıkça unutuyor ve yazdıkça hatırlıyorum bunu da biliyorum. Hiç birinin benim tercihim olmadığını da biliyorum.  Kâğıdı kalemi var edenin, aşkı da ayrılığı da var ettiğini biliyorum işte bu nedenle hiçbirinin benim tercihimin olmadığını biliyorum.

Teslimiyet mi? Onu da tam kestiremiyorum doğrusu.

İntihara giderken bir mektup bırakır geride Virginia Woolf; “bizden daha fazla mutlu olabilecek iki insan yoktur.” Der. Herkes kendi hikâyesini mutlu sona en yakın görür veya herkes kendi hikâyesini en acıklı sanır. Oysa mutluluk ile mutsuzluk arasında ince ve kırılgan bir bağ vardır gâh kopar en mutluyken, gâh yeniden bir yol bulur en karanlıktayken.

Herkes kendi hikâyesinin kahramanı.

Herkes kendi hikâyesinin figüranı.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
138 gün önce
201 gün önce
309 gün önce
348 gün önce
397 gün önce
414 gün önce
428 gün önce
1227 gün önce
1241 gün önce
1280 gün önce
1436 gün önce
1472 gün önce
1479 gün önce
1498 gün önce
1512 gün önce
1519 gün önce
1544 gün önce
1580 gün önce
1638 gün önce
1681 gün önce
1702 gün önce
1723 gün önce
1796 gün önce
1867 gün önce
1892 gün önce
2093 gün önce
booked.net









bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=