Diyarbakır denince akla ilk ciğer, kebap ve kadim mutfak geleneği gelir. Ancak artık bu listeye yeni bir başlık ekleniyor: balık. Evet, yanlış duymadınız… Denizi olmayan bu şehirde balık, Chef’in Denizi ile sofraların yeni yıldızı oldu.
1 Eylül’de av yasağının kalkmasıyla birlikte Diyarbakır’a Karadeniz’in serin sularından gelen taptaze balıklar, özel frigo araçlarla taşınıyor ve şehrin kalbine ulaştırılıyor. Bu lojistik zincirin başında ise yılların deneyimiyle balığı “gözünden tanıyan” bir isim var: Chef Ahmet Kudat. Onun liderliğinde Chef’in Denizi, balığı sadece bir yemek değil, bir kültür haline dönüştürüyor.
Restorana adım attığınızda sizi sadece taptaze balık değil, aynı zamanda özel baharatların kokusu karşılıyor. Mehmet Kudat’ın gastronomi danışmanlığında hazırlanan bu baharat karışımı, balığı adeta yeniden tanımlıyor. İlk ısırıkta damağınıza yayılan lezzet, insana “Cennetin sofrası böyle bir şey olmalı” dedirtiyor.
Diyarbakır’da balığı sevdirmek kolay iş değil. Zira şehir, kebabıyla tahtını sağlamlaştırmış bir gastronomi başkentidir. Ancak Chef’in Denizi bu algıyı değiştirmiş durumda. Artık Diyarbakır’da balık sadece yenmiyor; kutlanıyor, paylaşılıyor ve konuşuluyor.
Üstelik burada sadece pişirmek yok; bilinçlendirmek de var. Menüdeki her balık mevsimine uygun sunuluyor, şefler misafirleri balığın faydaları konusunda bilgilendiriyor. Böylece sadece bir tabak değil, bir yaşam tarzı servis ediliyor.
Kısacası, Chef’in Denizi Diyarbakır’da yepyeni bir gastronomi sayfası açıyor. Balığın tazeliği, baharatların dengesi ve şeflerin ustalığıyla birleştiğinde ortaya çıkan şey, sıradan bir yemek değil; gerçek bir lezzet serüveni.
Gastronomi Yazarı Danışman Chef Mehmet Kudat