Zil sesiyle başlayan sabahlar… Henüz uykulu gözlerle tutulan kalemler… Belki birçok çocuk için bu manzara sıradan, hatta sıkıcı. Ama bir düşünün: O kalem hiç ele geçmeseydi? İşte o zaman sıkıcılığın yerini, sessiz bir yoksunluk alırdı.
Bugün konu: Zorunlu eğitim.
Yani devletin “her çocuk okula gitmeli” dediği sistem. Peki neden zorunlu? Çünkü bilgi, bir seçenek değil; bir haktır.
Eğitim: Lüks Değil, Temel Bir İnsan Hakkı
Kimi zaman bazı sesler yükseliyor: “Zorunlu eğitim olmasın, isteyen okusun.” Ama işin aslı şu: İsteyip istemediğini bilmesi için bile önce okuması gerekir. Bir çocuğun geleceğini belirlemede, yazgıya değil; eğitime güvenmeliyiz.
Zorunlu eğitim, bireyin sadece okuma-yazma öğrenmesini değil; düşünmesini, sorgulamasını ve kendini tanımasını sağlar.
Kısacası, sadece kalem tutmayı değil; hayata tutunmayı öğretir.
Okul Sadece Ders Değildir
Eğitim denince hemen sınavlar, test kitapları, ezber gelir akla. Oysa okul, sadece bilgi değil, bir sosyal alan, bir küçük toplum modelidir. Orada paylaşmayı, sıraya girmeyi, hakkını aramayı öğrenir çocuk.
Ve en önemlisi: “Ben kimim?” sorusuna ilk kez orada yanıt arar.
Bugün zorunlu eğitimi sorgulayanlar, onun aslında yoksul bir çocuğa gelecek bileti olduğunu gözden kaçırıyor.
Öğretmensiz Büyüyen Nesiller, Kime Emanet?
Eğitim, ailede başlar; evet. Ama her ev eşit değildir. Birinde kitaplık vardır, diğerinde sadece boş bir masa. İşte bu eşitsizliği dengeleyen tek şey: Okuldur.
Zorunlu eğitim, fırsat eşitliği yaratmak için vardır. Çünkü geleceğin doktoru da işçisi de sanatçısı da aynı sırada oturur.
Ve o sırayı terk eden her çocuk, aslında toplumun da dışına itilir.
Alternatifsiz Bırakmayın!
Evet, eğitim zorunlu ama zorbalıkla değil, sevdirerek yürütülmeli. Zorunlu eğitimin tek başına yetmeyeceği yerde, rehberlik, destek ve anlayış devreye girmeli.
Çocuklar “okula gitmek zorundayım” dememeli, “okula gitmek hakkım” diyebilmeli.
Bu, sistemin değil; vicdanın sorumluluğudur.
Son Söz:
Zorunlu eğitim, çocuğu devlete değil, kendi potansiyeline borçlandırır.
Sadece okula gitmesi değil, oradan hayalle çıkması önemlidir.
Ve unutmayalım:
Eğitime mecbur olmak, ceza değil; toplumun kendini kurtarma çabasıdır.
Bugün bir çocuğun sırasını garanti altına alırsak, yarın hep birlikte oturacak bir ülkemiz olur.
Eğitim Danışmanı Abdullah Basmacı