HER ŞEYE RAĞMEN İNSAN KALABİLMEK

Yayınlama: 18.02.2026
A+
A-
Hayat bazen insana ağır gelir. Omuzlarına yüklenen sorumluluklar, içine sığmayan hayaller, geceleri yastığa başını koyduğunda kalbinde dolaşan bin bir düşünce…
İnsan çoğu zaman güçlü görünür ama iç dünyasında fırtınalar kopar. Kimse görmez o fırtınayı. Kimse duymaz o sessiz çığlığı. Çünkü insan en çok susarken yorulur.
Çocukluğumuzda dünya daha küçüktü. Sokaklar daha güvenli, hayaller daha berraktı. Gökyüzüne baktığımızda bulutların şekillerinde umut arardık. Bir gün büyüyeceğimizi bilirdik ama bu kadar ağır sorumluluklar taşıyacağımızı bilmezdik. Büyümek; sadece yaş almak değilmiş meğer. Büyümek, bazen susmayı öğrenmekmiş. Büyümek, bazen gözyaşını içine akıtmakmış.
Hayat insana her zaman istediğini vermez. Kimi zaman en çok emek verdiğin yerden sınanırsın. En çok güvendiğin yerde kırılırsın. En çok sevdiğin değerler üzerinden imtihan edilirsin. İşte o anlarda insanın içindeki gerçek karakter ortaya çıkar. Ya küser hayata, ya da daha güçlü sarılır.
Ben hayata küsmemeyi seçenlerdenim.
Çünkü biliyorum ki her karanlık gecenin bir sabahı vardır. Her fırtınanın ardından bir durgunluk gelir. Ve insan, en çok düştüğü yerden kalkarken öğrenir yürümeyi. Yaralar iz bırakır ama o izler insana nereden geldiğini hatırlatır. Acılar öğretir; sabrı, metaneti, direnci.
Bazen düşünüyorum… İnsan neden bu kadar yorulur? Neden bu kadar mücadele etmek zorunda kalır? Cevabı aslında çok basit: Çünkü değerli olan hiçbir şey kolay elde edilmez.
Emek ister, sabır ister, inanç ister.
İnanç… İşte insanı ayakta tutan en güçlü duvar budur. İnancı olmayanın yolu kısa olur. Ama inancı olan, çölü de geçer, dağı da aşar. Yeter ki kalbinde bir umut kıvılcımı sönmesin.
Toplum dediğimiz şey, aslında birbirine omuz veren insanların bütünüdür. Eğer bir kişi düşerse ve kimse el uzatmazsa, orada sadece bir insan değil; vicdan da yere düşer. Bizim en büyük kaybımız bazen maddi değil, manevi olur. Birbirimizi anlamayı bıraktığımız an, gerçek yoksulluk başlar.
Oysa insan insana emanettir.
Bir tebessüm, bir selam, bir hal hatır sorma… Bunlar küçük gibi görünür ama kalpte büyük yer kaplar. Çünkü insan anlaşılmak ister. Görülmek ister. Değer görmek ister. Bazen en güçlü görünen insan bile bir cümleye muhtaçtır: “Yanındayım.”
Hayat yolculuğu uzun bir yürüyüştür. Bu yürüyüşte kimi zaman yalnız kalırsın. Yanında sandıkların gider, uzakta sandıkların gelir. Dostluk, zamanın turnusol kağıdıdır. Zaman geçtikçe kimin gerçek olduğunu gösterir. Kimi rüzgârla gelir, kimi fırtınada kalır.
Ben fırtınada kalanları unutamam.
Çünkü sadakat, zor zamanlarda belli olur. Bollukta herkes yanındadır; darlıkta ise gerçekler ortaya çıkar. İnsan bazen kırılır ama yine de iyiliğinden vazgeçmez. Çünkü karakter, şartlara göre değişmez.
Yol uzun, yük ağır olabilir. Ama insanın içinde bir dava varsa, bir inanç varsa, bir hedef varsa… İşte o zaman yorgunluk bile anlam kazanır. Çünkü insan, sadece kendisi için yaşadığında küçülür; başkaları için yaşadığında büyür.
Büyümek, makamla olmaz. Büyümek, parayla olmaz. Büyümek, yürekle olur.
Yüreği geniş olan insan, dünyayı da geniş görür. Kin taşıyan daralır, affeden genişler. Affetmek zayıflık değil, güçtür. Çünkü herkes kızabilir; ama herkes affedemez.
Gece en karanlık anını yaşarken aslında sabaha en yakındır. İnsan da en çaresiz hissettiği anda, aslında değişimin eşiğindedir. Yeter ki vazgeçmesin. Yeter ki kendine olan inancını kaybetmesin.
Hayat bazen susarak kazanılır. Bazen sabrederek. Bazen de dimdik durarak. Herkes konuşur ama herkes direnemez. Direnmek, içten gelen bir güçtür. O güç, insanın vicdanında saklıdır.
Vicdanı temiz olanın yolu nettir.
Ben şuna inanırım: İnsan arkasında mal değil, iz bırakmalıdır. İyi bir söz, bir iyilik, bir dokunuş… Yıllar geçer ama unutulmaz. İnsan göçer gider, ama yaptığı iyilik kalır.
Bu dünyada en büyük zenginlik; hayırla anılmaktır.
Bir gün geriye dönüp baktığımızda, keşke dememek için yaşamalıyız. Keşke daha çok sevseydim, keşke daha çok çabalasaydım, keşke daha çok affetseydim dememek için… Çünkü hayat geri sarılmıyor. Zaman kimseyi beklemiyor.
O yüzden bugün kıymetli. Şimdi kıymetli. Yanımızdakiler kıymetli.
Kalbimizdeki umut sönmediği sürece hiçbir şey bitmiş değildir. İnsan düşebilir ama umudu düşmemelidir. Çünkü umut; insanın yeniden ayağa kalkma sebebidir.
Ben inanıyorum… İyilik kazanacak. Sabır kazanacak. Samimiyet kazanacak.
Belki hemen değil. Belki kolay değil. Ama mutlaka.
Hayat bir imtihan ise, biz de bu imtihanın içinden alnımız açık çıkmalıyız. Kimseye haksızlık etmeden, kimsenin hakkını yemeden, kimseyi incitmeden… Çünkü en büyük başarı; gece başını yastığa koyduğunda vicdanının rahat olmasıdır.
İnsan bazen yorulur ama vazgeçmez. Bazen kırılır ama sertleşmez. Bazen susar ama içinde umut büyütür.
Ben umudu büyütmeye inananlardanım.
Çünkü biliyorum ki bir kıvılcım koskoca bir karanlığı aydınlatabilir. Yeter ki o kıvılcımı söndürmeyelim. Yeter ki kalbimizi taşlaştırmayalım. Yeter ki insanlığımızı kaybetmeyelim.
Günün sonunda geriye kalan tek şey; nasıl bir insan olduğumuzdur.
Ve ben her şeye rağmen insan kalabilmenin mücadelesini vermeye devam edeceğim.
Mehmet Sebih Altun
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.