AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Av. Murat Çiçek, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çiçek, farklı siyasi ve toplumsal kesimlerin ortaklaşabildiği bir raporun ortaya konulmasının sürecin en önemli unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, bunun hem sürecin meşruiyetini hem de toplumsal karşılığını güçlendirdiğini ifade etti.
Av. Murat Çiçek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, farklı siyasi ve toplumsal zeminlerden gelen aktörlerin ortaklaşabildiği bir rapor ortaya koyması, kuşkusuz sürecin en önemli parametrelerinden biridir. Böylesi bir uzlaşma zemini, hem sürecin meşruiyetini hem de toplumsal karşılığını güçlendirmektedir. Mevcut Meclis yapısı, demokratik temsili yüksek bir nitelik taşımaktadır. Türkiye siyasetinde yaşanan ayrışmalar, sert tartışmalar ve derin kutuplaşmalar dikkate alındığında; ülkenin önünü açmayı hedefleyen bu sürecin yol haritasını belirleyen kapsamlı bir raporun ortaya konulması, siyasetin ve siyasetçinin saygınlığını da ayrıca artırmıştır. Elbette böylesine çok katılımcı bir komisyondan çıkan bir raporun herkesi bütünüyle tatmin etmesi mümkün değildir. Bu raporu eksik bularak bütünüyle değersizleştirmek de, her şeyiyle nihai bir metin gibi sunmak da siyaseti doğru okumamak olur. Asıl kıymetli olan, geniş bir mutabakat zemininde buluşulabilmiş olmasıdır. Raporda, terörün sona erdirilmesi, silahların bırakılması ve sonrasında geliştirilecek demokratik perspektiflere ilişkin ortaya konulan öneriler son derece değerlidir. Bu raporla birlikte, söz konusu hedefler artık Meclis zemininde açık ve meşru biçimde konuşulabilir hâle gelmiştir. Asıl kazanım da budur. Her şeyin eksiksiz ve nihai biçimiyle tek bir rapora sığdırılmasını beklemek, gerçekçi olmadığı gibi siyasetin itibarını da zedeleyen bir yaklaşımdır. Siyaset, tek bir raporla biten değil; demokratik alanı genişleterek ilerleyen bir süreçtir. Bugün ihtiyaç duyulan şey, kusursuz metinler değil; sorumluluk alan, toplumu ikna eden ve süreci yönetebilen bir siyaset anlayışıdır. Geri kalan hususlar, siyaset kurumunun ve siyasi aktörlerin siyaset yapma becerisine ve sorumluluk bilincine göre şekillenecektir. Siyaset, milletten aldığı yetkiyle topluma ve ilkelere yön vermeye bu şekilde devam edecektir. Bundan sonraki süreçte, başta siyaset olmak üzere sivil toplum ve tüm toplumsal kurumların en önemli görevi; bu süreci toplumsallaştırmak ve herhangi bir yol kazasına uğramadan sağlıklı biçimde nihayete erdirmektir. Rabbim, bu uğurda samimiyetle mücadele eden herkesin ve her kesimin işini kolaylaştırsın.”